BİR BURUK BİSİKLET HİKÂYESİ

Pınar HOLT/YAZAR

21 Temmuz 2022 00:20
A
a
Değerli Dostlar,
Çocukluk yıllarımdaydım, sanırım, 13 yaşları civarındaydım (Gerçi şimdilerde o yaşlar ergen olarak tanımlanıyor. Bizim zamanımızda sana 18 yaşına kadar çocuk gözüyle bakılır, sonrasında birden gençliğe adım atardın.). Okul bitince tüm tatili yazlık evimizde geçirirdik annem, ben ve kız kardeşim. Babam ise hafta sonları bazen arabasıyla bezen de vapurla yanımıza gelirdi. Arabasıyla geleceği zaman, onu gece yarısına kadar yatağın içinde uyumadan heyecanla beklerdim. Babam vapurla geleceği zaman ise mutlaka onu iskeleden karşılardık. İskeleden eve yürürken onun bir elini kız kardeşim tutar ve bütün haftanın havadislerini tek tek verir, ben ise öteki elinden tutar ve “Akşam arkadaşlarımla dondurma yemeğe nasıl izin isteyeceğim?” diye kıvranır dururdum yol boyunca.
Gelgelelim, o yaz, yazlıktaki bütün arkadaşlarıma bisiklet alındı. Bisikleti olan çocuklar buluşuyor, bisiklet turları yapıyordu. Benim ise bir bisikletim olmadığından aralarına katılamıyordum. Bu durumu anneme gidip anlattım, hiç zorluk çıkarmadı, “Ben babanla konuşurum.” dedi. Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızda bir şey alınacağı zaman annem hemen araya girer, “Ben hallederim.” der ama bir yere gideceğimiz zaman hemen aradan çıkar, ‘Babanıza sorun.” deyip işi yokuşa sürerdi. Neyse annem bisiklet olayını babama söyledi ve bahsettiğim gibi hemen olayı halletti. Bir pazar günü ailecek bisikletçiye gittik, o zamanlar Pinokyo bisikletleri vardı, hiç unutmuyorum mavi bir Pinokyo bisiklet beğendim, babam aldı ve eve getirdik. Babam, kapının önünde bisikletin selesinden tutarak bana bir iki tur attırdı, “Haftaya ben gelene kadar kullanmayı öğrenirsin, hadi bakalım!’ dedi ve İstanbul’a gitti.
Ertesi gün oldu, ben bisiklete bakıyorum, bisiklet bana bakıyor. Bütün arkadaşlarım çoktan kullanmayı öğrenmiş, deli fişek gibi bir oraya bir buraya uçuyor resmen. Annem ‘Al bisikletini, in sokağa, çalış.” dedi, ben de öyle yaptım. Bu arada beni takip edenler bilir, ara sıra bahsederim, benim çocukluğum bir apartman dairesi içinde geçti. Annem sokağa çıkmama izin vermezdi. Dolayısıyla el kol koordinasyonum, denge ve hız gelişimim sokakta çocukluğu geçmiş insanlara göre daha yavaştır. Sanki bu durum, bisiklet öğrenmeme de yansımıştı. Birinci gün oldu, öğrenemedim. İkinci gün oldu, öğrenemedim. Üçüncü gün oldu, çalışıyorum ama bir türlü dengeyi kurup süremiyorum. Bir taraftan da panik yapıyorum çünkü babam birkaç gün sonra gelecek, ben de iskeleden onu bisikletle karşılayarak sürpriz yapmak istiyorum.
“ÜÇ GÜNDÜR BİSİKLET KULLANMAYI ÖĞRENEMEDİ”
Üç gündür kapının önünde ben bisikletimle cebelleşirken meğerse annemin bir komşusu balkondan beni takip ediyormuş. Hiç unutamadığım o gün, komşumuz, balkondan balkona anneme şöyle bağırdı: ‘Semiha, senin bu kızın geri zekâlı mı? Üç gündür bisiklet kullanmayı öğrenemedi.” Annem de bu sözü gayet doğal karşıladı, tepki vermedi, kadınla birlikte güldü. Komşumuzun yorumunu neredeyse bütün apartmandakiler hatta sokaktakiler duymuştu. Herkesin duymasının şu an için önemi olmayabilir ama o zaman benim için önemi büyükmüş ki o çocuk ruhumla öyle içerlemişim ki bakın, 48 yaşına geldim, hâlâ unutmamışım.
Değerli Dostlar, bu yorumu yapan komşumuza asla bir öfke ya da kızgınlık hissetmiyorum. Kim bilir büyük bir olasılıkla o da kendi büyüklerinden böyle gördü, öğrendi ya da benzeri bir duruma maruz kaldı. Ben o sözü duyduktan sonra daha çok hırslanıp bacaklarımın arkası pedal darbelerinden mosmor olana kadar çalıştım ve bisiklet kullanmayı öğrendim. Hayalimdeki gibi de o hafta sonu babamı vapur iskelesinden bisikletimle karşıladım ancak benim vurgulamak istediğim konu, çocuk ruhunda açılan o yaraların kolay kolay kapanamayacağıdır.
Geçenlerde Burgaz Ada’ya gittik. Arkadaşlar “Gelin, bisiklet kiralayalım.” dedi. Ben direkt “Ben kullanamam ki.” dedim.  Arkadaşlarım, “A, tamam o zaman, sen bisiklet kullanmayı binmiyorsan sıkıntı değil, yürüyüş yapalım!” dedi. “Yok, kullanmayı biliyorum da yıllar geçti kullanamam herhâlde.” dedim. Aslında bisiklet kullanmanın asla unutulmayacağını biliyordum ama 35 sene sonra balkondan bağıran komşumuzun o sesi geliverdi kulaklarıma ve bildiğim şeyi beceremeyecekmişim hissi verdi. Düşünsenize yıllar içinde kim bilir başka hangi durumlarda o ses, beni durdurdu, yolumu kesti, kendimi güvensiz hissettirdi.  
O yüzden çocuklarımıza üzerinde yaratabilecek hasarları, güven problemlerini hatta travmaları düşünerek sözlerimizi sarf etmeliyiz. Bisiklet öğrenilir, dersler geçilir, okullar okunur, yabancı diller öğrenilir, her şey hallolur, su akar yolunu bulur ama çocuk ruhunda açılan yaraların kapanması yıllar alır, bazen de hiç kapanmaz, gelen kanatır, giden kanatır.
 

 
1000
icon
Savaş Kara 24 Temmuz 2022 22:03

Yazınızı okuyunca yıllar önce yaşadığım benzer bir durumu hatırladım. Yazınız beni 15, 16 yaşlarıma götürdü. Şöyleki, o dönem Orta son sınıfta üç dersten bitirme sınavı vardı. Ben o sınavlarda iki dersten başarısız oldum. Ve Orta okulu bitiremedim. Biraz da yaramazdım, haylazlık da var tabi derken iki yıl kaybettim. Ailemizde eniştelerimizden birisi; - “Bu çocuk tan adam olmaz” demiş. Bunu da ben duydum. O ana kadar ben; okumak istemiyorum diye. Haylazlığa özenmiştim. O söz beni çok etkiledi. Dedim ki madem benim için böyle düşünülüyor. O zaman ben başta onu ve çevremdekileri utandırayı

0 0 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat