AVRUPA'DA ZORLUKLARLA MÜCADELE EDEN KADINLARIMIZ

Sibel BOZKURT/YAZAR

2 Mart 2022 01:33
A
a
Çocukluğumda, büyüklerimden "acı vatan" tanımlamasını duyduğumda onların Almanya'yı niye böyle adlandırdığına bir anlam veremezdim. Ta lise eğitimimi Türkiye'de tamamlayıp yurt dışında üniversite eğitimimi bitirene kadar. Sonrasında ise uzun yıllar yurt dışında çalışmak bir kaderin cilvesi olmalıydı. Ben de her Türk kadını gibi yurt dışında var olmaya çalışıyordum. Bu zorlukların aşılması hiç de kolay değildi. Neydi bu zorluklar? Gittiğiniz ülkenin dilini öğrenmek, o topluma uyum sağlamak, iyi bir meslek edinmek. Asimile olmamaya çalışarak, kendi benliğimi, kültürümü koruyarak ama aynı zamanda yaşadığımız toplumdaki kültürü de benimseyerek bir sentez oluşturmaktı yani Türk kadınının gücünü tüm Avrupa'da ispatlamaktı.
Atatürk'ün "Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir." sözü bunun güzel bir kanıtıdır. Ayrıca Avrupa'da 5 milyon Türk'ün yaşaması da büyük bir güçtür. Bu gücümüzde, Türk kadınımızın Avrupa'daki yeri çok önemlidir. İlk başlarda birinci kuşak kadınlarımız için zorluklar daha fazlaydı çünkü çoğu kırsal kesimlerden gelmişti. Gittiği ülkenin dilini bilmemesi, Avrupa toplumuna uyumu da onu çıkmaza sokuyordu. Tabii ki bu da önyargıyı tetikliyordu ama "misafir işçi" olarak gelen Türkler, geçen 60 yıl içinde eğitim düzeyi ve mesleki donanım açısından yaşamın her alanında büyük ilerlemeler sağladı. Misafir işçi olan kadınlar, artık emekli olunca onların kızları ve torunları aktif çalışma hayatında yer almaya başlıyor ve başarılara imza atıyor. Artık homojen bir yapıda bulunan Türk kadını, Avrupa'da sosyal hayatın her alanında yer alarak toplumdaki önemini korumaya çalışıyor. Böylelikle Türk kadınının sosyal konumları değişmiş, işçisinden serbest meslek sahibine, sanata, kültüre, spora, işverenine kadar uzanan heterojen bir yapıya dönüşmüştür.
ÖZLEM TÜRECİ ÖRNEĞİ
Şunu görmek lazım: Türk kadınını Avrupa'da genel olarak ele aldığımızda gelişim gözle görülür bir şekilde var hatta Avrupa'da Türk kadınının toplumda pek çok alanda kendisini gösterdiğini ve bazı alanlarda erkeklerden önde olduğunu da biliyoruz. Örnek vermem gerekirse Avrupa'daki Türklerin yüzde 49'unu kadınlar oluşturuyor, 23 Türk parlamenterin 18'i kadın. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Almanya'da 68 bin Türk şirketinin işvereninin yüzde 24'ünün kadın olduğu ve sayılarının da gün geçtikçe arttığı da önemli bir ayrıntıdır ve uyumun başarılı örneklerindendir.
Bu zamana gelene kadar çok şey aşıldı. Tabii ki Avrupa'da bir Türk kadını olarak kariyer yapmak güçlüklerle doluydu. Avrupa'da yaşamayı başararak hedeflere ulaşmak zordu ve daha fazla çalışmayı gerektiriyordu. Bir de buna Türk kadınıyla ilgili ön yargı da eklenince işler daha da zorlaşıyor. Ön yargının tamamen kırılması çok önemli çünkü büyük bir potansiyelin olduğu da unutulmamalı. Potansiyeli kaçırmak, desteklememek daha büyük kayıplara yol açar. Demek ki Türk kadınımızı Avrupa'da desteklediğimizde ve ön yargıyı da kırdığımızda başarı gösteremeyeceği bir alan yok gibidir.
Bunun en önemli örneği Özlem Türeci'dir. Özlem Türeci son yıllarda göç konusunun tartışıldığı Almanya'da göçmenlerin ülkeye ne kadar faydalı olabileceğini gösterdi ve koronavirüs aşısıyla da dünyaya umut oldu. Sonuç itibarıyla biz Türk kadını olarak Avrupa'da daha çok çalışarak iyi yerlere gelmeli, tüm imkânları iyi kullanmalıyız. Böylelikle hem Türk toplumuna hem de yaşadığımız ülke toplumuna faydalı oluruz. Atatürk'ün " Kahraman Türk kadını sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." sözü de bu bağlamda çok manidardır.
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat