Yasemin Murat Arslan

AMBALAJ ÖNEMLİ

Yasemin Murat ARSLAN/YAZAR

2 Nisan 2021 01:11
A
a
Hani değer verdiğimiz bir insana bir hediye alırız ya. Hediyenin maddi değeri ne ise ona göre paket yapılır, aldığımız satıcı tarafından. Mesela hediye bir kitap ise kitapçı, onu kitaba uygun bir kâğıtla paket yapar. Bir mücevher ise daha şık bir paket hazırlanır. Ne kadar değerliyse hediye, o ölçüde bir kutu ve özene bezene seçilmiş bir ambalajla paketlenerek verilir bize. Tabii değerli olmadığı düşünülen ya da nadiren hediye olarak alınan eşyaları paket bile yapmaz satıcı, biz paketleriz ya da duruma göre öylece veririz. Kendimiz paket yaparken bazen de ambalajını öyle güzel seçer, öyle güzel düzenleriz ki hediyeyi alan kişi, önce çok değerli bir hediye olduğunu düşünür ve gözlerinde oluşan pırıltıyı gizleyemez ve açınca da şaşkınlık yaşar. Dış görüntüsü kadar değerli olmadığının farkına varmıştır. 
DIŞ GÖRÜNÜŞ İYİYSE İYİDİR (!)
Bazı insanlar var, arkadaşlarını seçerken dışındaki ambalaja bakarak seçer. Mesela nereden geldiğine, kılık kıyafetine, ne iş yaptığına, zengin olup olmadığına göre değer biçer. Muhtemelen de ambalajı güzel olanların yanında, yakınında olmaktan da çok mutlu olur. Sanki koronavirüs mübarek, bulaşacak ama kişinin parası, mevkisi, dış görünümü iyiyse. İşte bu ambalaj meraklısı kişiler, bunu hep yapar. Kendileri de ellerinden geldiğince güzel ambalajlı olmaya özen gösterir. Bu kişiler, insanları ötekileştirdiğini de maalesef görmez ve kabul de etmez. Her kesimde bulunur bunlar. Mesela Suriyeliyi, Arabı, Afrikalıyı,  Asyalıyı ya da kendisinden daha farklı inanç ve dünya görüşüne sahip insanları daha önemsiz görür. Avrupalı, Amerikalı, Ukraynalı ve Rus gibi dış ambalajı onlara göre daha çekici ulustakiler için “Suriyeli gitsin, Ukraynalı gelsin.” gibi sözler söylemeyi kendilerine hak görür.
SÖZDE AYRIMCILIK KARŞITI
Bu kişiler, sözde ayrımcılığa karşıdır. Neden? Kendileri de belki istenilmedikleri bir ülkede yaşıyordur çünkü. Birileri de onların ambalajını beğenmiyordur. Mesela Avrupa’da, Almanya’da aşırı sağcılar eskiden daha çok Türklerin evlerini ateşe veriyorlardı, şimdi ise daha çok Suriyeliler var hedeflerinde. Türkiye’de de öyle. Eskiden Doğulu vatandaşları istemeyenler, şimdi Suriyelileri istemiyor. Dış görünüş, kılık kıyafet, fakirlik, eğitim düzeyi,  kariyer ve tabii ki ten rengi önemli. Muhtemelen kendileri oldukça modern kıyafetlidir, sarıya boyanmıştır saçları ya da eşleri sarı saçlıdır. Ten rengine çok bir şey yapamıyor da olsa, saçları sarı olursa başkaları için düşündüğü gibi kendilerine daha çok değer verileceğine inanır.
Dış görünüş Avrupalı olmuşsa tamamdır. Sohbete başlayabiliriz. İlk soru: Nerelisin? İkinci soru: Ne iş yapıyorsun?
Bu iki sorunun cevapları güzel ise Ankara, İstanbul, İzmir ya da  bir  Avrupa şehri hele hele Amerika gibi bir ülkede yaşıyorsanız sınavı geçtiniz. Eğer bir de akademik kariyeriniz varsa
iş insanı ya da sanatçı kimliğiniz bulunuyorsa, aktif bir politikacıysanız insanlığınızı sorgulamaz. 
SANKİ KARİYERİN YOKSA ÖLEBİLİRSİN…
İzmir depreminde bütün haber programları, hep bir ağızdan en çok akademik kariyeri olan aileyi, kariyerlerini ön planda tutarak, üstüne basa basa söyleyerek haber yapmıştı. Sanki “Diğer insanların çok fazla önemi yok. Onlar ölse de fark etmez ya da bazıları sakat kalsa da bir önemi yok. Yeter ki keman öğrenen kız kurtarılsın.” der gibi. “Fakir olan, kariyer yapamamış olanların acıları acı değil, onların aile fertlerini kaybetmeleri çok da önemli değil.” der gibi.
GÜYA VİCDANLIDIR DA…
Sonra çıkıp bunlardan bazıları, hayvanların da yaşamaya hakları olduğunu söyleyerek vicdan sahibi insanlar olduğunu belirtir, böylece birilerinin de vicdansız olduklarına gönderme yapar. 
İçimizdeki mücevherin, ambalajımızdan daha değerli olduğunu fark edebilmek dileğiyle!
 

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat