AMA BABAN DEDİ Kİ…

Nilgün BATIYELİ/YAZAR

18 Haziran 2022 21:28
A
a

Delikanlı 16 yaşındayken babası ile tartışmış ve evi terk etmişti. Buna çok öfkelenen baba “Evde onun adı bile anılmayacak!” diye yasak koymuştu.
Anne her gece evi terk eden oğlunun yatağına oturup yastığını koklayarak uyuyordu.
“Oğlumu özledim, ne olur, gidip arayalım, bulup getirelim.” dese de baba geri adım atmıyordu.
Aradan iki yıl geçmişti.
Oğlunun doğum günü, o yıl Babalar Günü ile aynı güne denk gelmişti.
Annenin ağlamaklı hâlini görünce dayanamadı baba “Şu adrese git, oğlunu gör.” dedi ve ekledi: “Adresi benim verdiğimi söyleme ama!” Birkaç şey daha söyledi ama anne bunları âdeta duymuyordu, aklında bir tek adres vardı o anda.
Anne sevinçten uçuyordu. Hemen hazırlandı, yola koyuldu.
Büyük bir şehrin karşı yakasındaydı babanın verdiği adres.
Gittiği adres bir tamirhaneydi. Oğlunu tulum içinde gördü.
Bir süre ıslak gözlerle dükkânın karşısından izledi ve oğluna doğru yaklaşmaya başladı.
İki yıl boyunca kendisini arayıp sormayan ailesini unutan delikanlı, aniden annesini karşısında görünce önce şaşırdı, sonra koşup sarıldı annesine.
Babası hariç herkesi soruyordu, “O nasıl, bu nasıl?” diyerek. Sonunda “O adam nasıl? hâlâ aksi ve anlayışsız mı?” diye sordu annesine.
Anne cevapsız bıraktı bu soruyu. “Hadi oğlum, gel eve gidelim!” dedi.
“Hayır anne, ben böyle iyiyim. O adamla tekrar aynı evde yaşayamam.” diye yanıt verdi çocuk ve dükkâna doğru yürümeye başladı. Arkasından bir süre bakakalan anne hazırladığı pastayı oğluna vermek için seslendi. Delikanlı pastayı alırken annesine “Anne ne olur, ısrar etme, gelmeyeceğim. Bir gün bile merak edip arayıp sormayan bir adamla aynı evde yaşayamam ben.” dedi.
Anne boynu bükük hâlde oğlunun yanından ayrılmaya hazırlanırken “Peki, oğlum sen bilirsin. Anlaşılan çok kararlısın, gelmeyeceksin ama baban “Son bir aydır arkadaşlık ettiği çocuktan uzak dursun, o çocuk, ona zarar verecektir. Önceki arkadaşıyla barışsın.” dedi.
Bu kez çocuk donakalmıştı. Dalgın dalgın dükkâna doğru yürürken annesinin son cümlelerini tartıyor, anlamaya çalışıyordu.
Annesi eve dönmüştü. Babaya sitem etti: “Nerede olduğunu biliyordun madem neden benden sakladın? O yüzden rahattın demek?”
Hep ters, aksi görünen baba yutkundu ve gözlerinden iki damla yaş akıverdi.
“O benim canımdır ya canım.” dedi.
“Ne zamandan beridir biliyordun?” diye sordu anne.
Baba, “Gittiği günden beridir biliyorum. Bazen öğlen molalarında ‘Ne yiyip ne içiyor?’ diye gider uzaktan izlerdim, Bazen akşamları hani geç gelirdim ya sen beni kahveden sanırdın. İşte o zamanlarda da ‘Ne yapıyor? Kimlerle takılıyor?’ diye takip ederdim.” yanıtını verir.
KÂĞITTAKİ NOT
Delikanlı 12 yaşındaydı. Dört senedir üyesi olduğu spor kulübünün geleneksel yıllık kamp programına katılmaktaydı ama bu sene farklıydı ve çocuk bu nedenle daha bir heyecanlıydı.
Bu sene program ve tarih belli olduğunda ailesiyle konuşmuş, artık her sene olduğu gibi onların kendisiyle gelmesini bu kez istemediğini dile getirmişti. Çocuk “Kimsenin ailesi sizin gibi yapmıyor, benim yaşımda o kadar çocuk olmasına rağmen. Kimse sizin gibi bizimle birlikte kamp bölgesinde gözlemci olmuyor.’’ demişti.
“Biz seni hiç rahatsız etmiyor, sana karışmıyoruz ki. Bizi görmüyorsun bile.” diyerek itiraz etmişti annesi.
Çocuk “Yine de istemiyorum, artık bana biraz güvenmeniz, benim kendi ayaklarım üzerinde durmama izin vermeniz gerekiyor. Kendi başımın çaresine bakabilirim ben.” diye itiraz etmişti.
Karar verilmiş, çocuk tren istasyonunda ailesine veda edip trene binmeye hazırlanıyordu. Bir ilke imza atacaklardı.
Son anda yanına gelen babası katlanmış ufak bir not kağıdını çocuğun cebine sokuşturarak “İhtiyaç duyduğunda okursun.” demişti.
Tren hareket ettikten kısa bir süre sonra çocuk durgunlaşmış, adlandıramadığı mutsuz bir ruh hâline bürünmüştü. Dalgın dalgın dışarıyı seyredip gözlerinde birikmiş yaşların akmaması için gayret sarf etmekteydi. Oysa bundan öncekilerde daha tren kalkmadan gülüşmeler, konuşmalar, didişmeler eşliğinde abur cubur yeme içme başlar, herkes evlerine dönene kadar da kamp bu havada ilerlerdi.
İlk iki damla gözyaşı istemi dışında gözlerinden süzülürken diğerleri görmesin diye başını önüne eğmişti.
Kendini son derece yalnız, güvensiz, çaresiz hissediyordu nedense.
O anda cebinden ucu gözüken babasının notunu hatırladı. Yavaşça çıkarıp kâğıdı düzelterek okudu. Notta şunlar yazıyordu:
“Yaşın, yerin ne olursa olsun. Bil ki ihtiyaç duyduğunda ben şimdi de olduğu gibi her zaman arka vagonda olacağım. Baban.”
Her iki hikâyeyi de sizinle paylaşmak istedim.
Bana sadece şunu ilave etmek kalmıştır: Fiziki olarak henüz baba olmamış veya olamayacak olsa da gönlü bir baba kadar zengin, kanatlarının altına almayı görev bilen, engin yürekli, duyarlı, ahlaklı her kişinin Babalar Günü kutlu olsun.
 
 
 

 
 
 
1000
icon
Necati Kavlak 20 Haziran 2022 09:44

Günaydın Nil Hocam! Babalar günü nedeniyle, köşenizde kaleme aldığınız iki hikayeden ilkini daha önce de okumuştum. İkincisi de birincisi kadar anlamlı ve babalık duygusun, iliklere kadar işliyor. Anlamlı bir günde paylaşılan anlamlı anekdotlar, Babalar gününe yakışmış. Tebrik ederim. Nice güzel yazılara.

0 1 Cevap Yaz
Didem 20 Haziran 2022 06:37

Ama bu beni ağlattı:(

0 1 Cevap Yaz
Bayan Turkolog 19 Haziran 2022 15:20

Hakkıyla baba olan erkeklerin,çocuğuna anne olmak dışında babalık da yapan kadınların kendini baba gibi hisseden herkesin günü kutlu olsun

0 1 Cevap Yaz
Byntrklg 19 Haziran 2022 15:19

Okurken gözümden yüreğime doğru aktı sanki yaşlar. Yaşadıklarım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti harika bir yazı emeklerinize sağlık

0 1 Cevap Yaz
Ilhan 19 Haziran 2022 15:07

Yine harika bir yazı kaleminize yüreğinize sağlık

0 1 Cevap Yaz
Semih Gunisik 19 Haziran 2022 15:06

Yutkunarak okudum , kaleminize Saglik

0 1 Cevap Yaz
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat