25 Haziran 2020 15:19
-A +A
Gülseren KAYA

Almanya’da bizim hikayemiz 2

Gülseren KAYA ( Yazar )gazetehamburg.com

Almanya’da hikayemize bir önceki yazımda yaklaşık 60 yıl önce bu ülkeye çalışmaya gelen Gastarbeiter’leri (Misafir işçiler) anlatarak başlamıştım. Bu yazımda da bizden, yani Gastarbeiter’lerin çocuklarından (2.ci jenerasyon) bahsedeceğim.
 
Ben Almanya’ya ilk 1976 yılında üç ay olan yaz tatilimi annem ve babamla birlikte geçirmek için gelmiştim. Babamlar yıllık izinlerini kullanıp yanlarına benide alıp Hamburg’a geri dönmüşlerdi.
Arabanın arka koltuğuna ben ve küçük kardeşim yerleştirilmiştik, üç günlük uzun yolculuğa çıkmadan önce her türlü rahatımız düşünülmüştü ve her türlü önlemler alınmıştı.
Uzun, sıkıcı ve sadece oturarak geçireceğimiz bir yolculuk başlamıştı. Neyseki kardeşimle, konuştuğu dili anlamasamda, bildiği tek tük Türkçe kelimelerle oyunlar oynayabiliyordum.
Annemin gözü hep üzerimizdeydi, korunaklı sevecen bakışlar görüyordum bazen dikiz aynasından. Babamla arada bir benim hakkımda yada anlamamam gereken konuları Almanca konuşuyorlardı. Kardeşim bu konuşmalar esnasında bana bakınca benim hakkımda konuştuklarını anlıyordum. Emanet olarak bıraktıkları, yaşadıkları şartlardan dolayı büyümesine bile tanık olamadıkları, kendilerine yabancı olan kızlarını evlerine götürüyorlardı. İlk kez kızlarıyla birlikte üç ay gibi bir zaman diliminde, tatil dışı ev ortamında günlük hayatlarını birlikte geçireceklerdi.
Elbetteki doğal olarak tedirginlik vardı annem ve babam da. Acaba kızları nasıl bir kişilikti? Acaba karekteri nasıldı?
Neleri sever neleri sevmezdi? Anlaşabilecekler miydi acaba?
Yoksa sorunlar mı yaşanacaktı?
İşin ilginç yanı benimde aynı duygular içinde olmamdı. Duvardaki fotoğraftan tanıdığım annem ve babamla birlikte üç ay zaman geçirmek nasıldı acaba? Beni de severler miydi kardeşimi sevdikleri gibi?
 
Hiç unutmam, Hamburg’daki evimize gecenin bir vakti zifiri karanlıkta varmıştık, ben ve kardeşim haliyle uyumuştuk. Babam bizi uyandırdığında başka bir dünyaya geldiğimi sanmıştım. Hiçbir şey benim tanıdığım gecekondu mahalleme benzemiyordu.
Yollar asfalt, tertemiz ve evler benim tanıdığım türden değildi. Göze hoş gelen bir düzen bu sokağa hatta bu dünyaya hakimdi. Yolda düzenli aralıklarla sokak lambaları etrafın tüm güzelliğini aydınlatıyordu.
Ağaçları ve yeşilin her tonunu ertesi sabah keşfettim. Şaşkındım gördüğüm güzelliğin karşısında ama yinede benim gecekondu mahallem daha güzeldi. İki haftalık alışma turundan sonra gecekondu mahallemi, ebemi, dedemi, köpeğim Arap’ı, arkadaşlarımı özlemeye başladım. Anneme arada alışkanlıktan ebe, babama da dede diye hitap ediyordum. Annem bu duruma gülsede aslında içten içe ne kadar üzüldüğünü yıllar sonra anladım.
 
Sonraki yaz tatilinde kendi isteğimle, ondan sonraki yaz tatilinde de annem ve babamın daha doğrusu aile kararıyla buraya temelli geldim ve Hamburg benim vatanım oldu. Buraya temelli geliş sebebim ülkedeki siyasi olaylardı. Emanet çocuğun başına bir iş gelmesinden korkmuştu ebem ve bu yüzden benim anne ve babamın yanında olmamın daha doğru olacağına karar verilmişti.
Buraya kalma amaçlı getirildiğimde daha 13 yaşındaydım, Türkiye’den ortaokul diplomamla gelmiştim. Buradaki okul eğitimime Almanca kursu ile başladım, buraya entegre amaçlı en önemli ilk adımı atmıştım.
 
İkinci nesilin hepsi olmasa da bir bölümü burada okuyup meslek hayatlarında başarılı oldular ve önemli pozisyonlarda yerlerini aldılar.
Birinci nesilin yaşadığı sorunları yaşamadılar belki ama onların sorunları daha farklıydı. Parçalanmış ailenin bireyleri, bir yerlere emanet bırakılmış, yıllar sonra getirilmiş ve geçte olsa aslında ait oldukları aileye katılmışlardı. Parçalanmış ailelerin yamalı aile ilişkilerinde buldular kendilerini. Tanımadıkları anne ve babaya yamalı güven, hiç tanımadıkları kardeşlere yamalı sevgi. Bunun üstüne üstlük birde tanımadıkları bir ülkeye uyum sağlamak onların gençliğine ayak uydurmak gibi ciddi sorunları vardı. Zor işlerin içinde buldular kendilerini, duygularını ya kendi içlerinde yaşayarak ya da kamufle ederek yaşamaya devam ettiler.
 
Kimi burada okul eğitimine 1.ci sınıftan başladı, kimi de benim gibi Türkiye’de eğitimine başlayıp burada devam etme şansına sahip oldu.
Benim gibi şanslı olanlar vardı elbette, ama çoğu da eğitim hayatını değişik sebeplerden sonlandırmak zorunda kaldı. Ne yazık ki bir çoğu çocuk yaşta anne veya babalarının çalıştığı fabrikalarda vasıfsız işçi olarak çalışmaya başladılar.
Herhangi bir meslek eğitimi almadan anne ve babaların yüklendiği misyonu yüklendiler sessizce ve hiç şikayet etmeden.
 
Özellikle kız çocukları geldikleri yabancı ülkede bu kültüre özenip “yanlış yola” yönlenmemeleri amaçlı çocuk yaşlarda evlendirildiler.
Evlendirildikleri kişiler çoğu aile büyüklerinin Türkiye’den seçtikleri ithal damatlardı ya da buradan kendileri gibi aynı kaderi paylaşan ikinci nesilin erkek çocuklarıydı.
Alman kültürü yabancıydı, bilinmeyendi ve tehlikeliydi. Kızların haklarını bilip öğrenmesiyle kafaları karışmamalıydı. Buradaki okullarda kız erkek ayırmadan eğitim adına bir sürü imkanlar sunuluyordu. Okul derslerinin yanı sıra spor ve kültürel olanaklar sunularak kişisel ve bedensel gelişime önem veriliyordu.
Senede bir defa her sınıf öğretmenleriyle bir hafta geziye gidebiliyordu.
Erkek çocukları için bir mahsuru yoktu da kız çocukları böylesi gezilere katılamazdı, aile izin vermezdi.
Bu sorun okullarda elbette bilinirdi, fakat öğretmenler ne yapsalarda ebeveynleri bu konuda ikna edemezlerdi.
Bütün bu ve buna benzer sorunlarla büyüdü, yetişti ve serpildi ikinci nesil. Kaderine razı gelerek, sessizce şikayet etmeden, bazende kabullenerek.
 
Çoğu köklerini burada saldı, Türkiye’den aldıkları kültür ve burada aileden aldıkları terbiyeyi kendi doğrularıyla harmanlayarak kendi yollarını buldular.
Yaklaşık kırk küsur yıllık bir geçmişten günümüze kadar ikinci nesil olarak artık buralı olduk. Yamalı aile ilişkilerinden gelsekte kendi ailelerimizi kurduk zamanla. Ve çoğumuz çocuklukta yaşanılan olumsuzlukları kendi çocuklarına yaşatmamaya söz vererek sorumluluklarını üstlendi. Bende diğer kaderdaşlarım gibi anne olduğumda kendi yaşadıklarımı çocuklarıma yaşatmamaya söz verdim. Onlara yaşadığım parçalanmayı yaşatmadım belki, ama hayatın her alanındaki sorunları bertaraf edemedim. Her nesil kendine has sorunlarla mücadele ederek bugünlere geldi, birinci ve ikinci nesilin özelliği iki dünya arasında bağlarını koparmaması oldu. Nereden geldiklerini hiç bir zaman unutmadılar, ve değerlerine sahip çıktılar. Burada, ülkelerinden kilometrelerce uzakta günlük hayatın mücadelesini verirken, değerlerini ve kültürlerini hem unutmadılar hemde bir sonraki nesile öğretip devamlılığını sağladılar. Dernekler kurdular, oralarda birlikteliklerini devam ettirdiler.
 
Şimdiki nesil, yani 3.cü nesil, burada doğdu. Maalesef tüketici bir nesil, bizim yaşadığımız zorlukları bilmeden bu ülkenin sunduğu tüm olanaklarla büyüdü. Kreşlere gönderildi, Almanca doğduğunda ilk duydukları dildi ve Türkçeyi aile içinde yada sokakta öğrendiler, çoğunluğu yarım yamalak ve Alman aksanıyla.
Bu yüzden bütün bunları, yani birinci ve ikinci nesilin hikayesini bilemez, anlayamazlar. Anlamaları da çok zordur zaten. Çünkü burada doğup iki kültürlü fakat Alman kültürünün baskınlığıyla büyüdüler.
Kreşlerde Alman pedagogların gözetiminde büyüdüler ve okul hayatına burada ana dilleri olarak Almancayla başladılar. Paylaşmaktan bahsettiğinde alacağın cevapta ancak Alman kalıplarından çıkmış bir cevap olacaktır.
 
Oğlumla birlikte „Almanya, Willkommen in Deutschland” filmini izlemiştik ve oğlum o filmle bizim hikayemizi anlamıştı. Çok konuşmuştuk bu film üzerine, hatta filmdeki karakterleri bize benzetme bile yapmıştı. Gerçekten filmi çok beğendim ve bizim Almanya’daki hikayemizi çok güzel anlatmışlar. Üçüncü nesille birlikte izlenmesini tavsiye ederim.

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Hüseyin Polat

20:49 25 Haziran 2020

Kalemine sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Ben her ikisini de beğendim. Başka yazılarda bekliyorum.
1000

Fevzi korucu

16:09 25 Haziran 2020

Kaleminize yüreğinize sağlık hiç bir şeyi unutmamışsınız yaşanmış bir hikaye bunu yeni nesil bilmez.Tebrik ederim
1000
Facebook Yorumları
Yazarlar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı