8 MART KADINLAR GÜNÜ

Nilgün Batıyeli/Yazar

8 Mart 2021 16:21
A
a
Günümüzde, yüzün üzerinde kutlanmaya değer bulunmuş ve sayısı artış gösteren özel günlerden bir tanesidir 8 Mart.
Peki, kadınlar kadınlıklarının ne kadar farkında? Kadın olarak doğuştan gelen haklarını ne kadar önemsiyor? Değerleriyle bilgi ve becerileriyle zekâlarıyla anne, eş veya ailenin kız çocuğu olmak dışında kendisini nerede görüyor ve görmek istiyor acaba?
Beyinlerin cinsiyetler arasında çarpıştığı durumda, eksiklik hissedince veya kaybedeceğini anladığında erkeklerin derhal devreye soktuğu silahı, kas gücü olmaktadır.  
Yalnızca bununla mı sınırlı kalıyor, erkeklerin kadınlar üzerindeki baskısı ve bu baskı nereden kaynaklanıyor? Bu sorunun yanıtını birlikte düşünelim.
Bir milyar yılı aşkın süredir var olan insanoğlunun hayatında sadece yüz yılı savaşsız geçmiştir. Bu savaşlar, günümüz teknolojisine erişene kadar hep yüz yüze, kas gücüne dayalı sürdürülmüştür. O durumda da kadın ile erkek arasında zorunlu bir görev dağılımına gidilmiştir. Kadınlar hem savaş alanlarında daha az etkili olduklarından hem de nesillerin devamının sağlaması gerektiğinden bu görevi üstlenmişlerdir. Böylece çocukların beslenmesi, büyütülüp becerilerinin kollanması ve eğitilmesi, gıda tedarikini sağlamak üzere tarlanın ekilip biçilmesi, hayvanların bakılması, onlardan fayda sağlanması görevleri kadına bırakılmıştır. 
Günümüze kadar gelen erkek üstünlüğü, ataerkil bir toplum olmanın nedeni, bu etkenlerden kaynaklanmıştır. Erkek neredeyse refleks hareketiyle fiziki gücünü, her gerekli gördüğünde kadınlara silah olarak doğrultmuştur. Bunun doğal sonucu olarak da erkeklerin kadınlar üzerindeki baskı, görüş ve yönlendirmeleri farklı boyutlara ulaşmıştır.
KADINA UYGULANAN TOPLUMSAL AYRIMCILIK
Kadın genelde bir cinsel obje olarak görülmüştür. Erkek isterse kadına gücüyle veya gönüllü sahip olabilir. Bu erkeğin hakkı olarak görülür ve erkek de çapkın olarak değerlendirilir hatta bununla gurur duyar. Aynı çapkınlığı yapan bir kadın ise derhal kötü yola düşmüş biri olarak çevresinden dışlanır, itibarı ortadan kalkar hatta ilk olarak kendi ailesi tarafından.
Bazı erkekler hep şu iki şeye dikkat etmemiş midir? Kadını okutma, cahil kalmasını sağla!  Evleneceğin kadının senden daha aptal olmasına dikkat et! Gerektiğinde şu yakıştırmayı yap:  Saçı uzun, aklı kısa. İş dünyasında da bu tür erkeklerle işlerin yürüyüşü kadına “Projeyi sen tasarla ortaya çıkar ama altındaki imza bana ait olacak.” denmesi şeklinde gerçekleşir.
Bu tür erkeklerin, bu düşünce şeklini ve egosunu yadırgamak, kınamak kolay olsa da durup kadının bundaki payını irdelemek de bir o kadar önemli bence.
Kaç kadın, kendini önce bir birey, bir insan olarak görüyor? 8 Mart gibi günlere tebessüm ederek geçebiliyor? Ben şahsen öyle yapıyorum. Zira ben 365 gün kadınım ve her günü şahsiyetim, bilgim, becerim ve özgür iradem dâhilinde sürdürüyorum. Kimsenin bana bir gün bahşetmesi gerekmeden.
ATHENA’NIN MEDUSA’YA ZULMÜ
Buraya bir virgül koyup sizlere bir efsaneden bahsetmek istiyorum. Gelin, herkesin az çok bildiği, duyduğu Medusa’nın hikâyesine bir göz atalım birlikte.
Efsaneye göre kâinatın tanrılar tarafından bölüşüldüğü çağlarda, Phorkus ve Keto’nun üç kızından biri olan Medusa, aynı zamanda kardeşlerin tek ölümlü olanıymış. Medusa, o kadar güzel bir kızmış ki yeryüzünde güzelliğiyle ona rakip olabilecek başka bir kadın bulmak mümkün değilmiş. Saçları dahi muhteşem bir güzelliğe sahip bu kızı, dünyadaki tüm kadınlar kıskanır, tüm erkekler de hayran kalır, akıllarından çıkaramazmış.
Zeus’un en sevdiği çocuğu zekâ, öngörü ve savaş tanrıçası olan güzel Athena ise kendisine ait bir tapınakta yaşarmış. Kocası Denizler Tanrısı Poseidon ile Athena, bir gün Atina şehrinin hâkiminin seçilmesi için yarışma düzenlemiş. Poseidon kayalara vurup, kayalardan tuzlu su fışkırmasını sağlarken Athena kayalara vurarak bir zeytin ağacı yaratmış. Zeytin ağacı daha önemli bulunduğundan şehrin hâkimiyeti de Athena’nın olmuş.
Medusa, kız kardeşleri ile birlikte kendilerini tanrılara adamaya karar vermiş. Onlar, bakire kalmayı kabul edip bir tür rahibe olarak hizmet etmek üzere Athena’nın tapınağında yaşamaya başlamış. Kendi tapınağında yaşayan bu güzel kızı gören Athena da kızın güzelliğinden etkilenmiş ve ona karşı kinlenmiş. Bu duygusunu ise kendisi kadar güzel ve akıllı olmadığını düşünerek önemsememeye karar vermiş.
Gelgelelim Poseidon, herkesin güzelliğini dilinden düşürmediği Medusa’yı görür görmez çarpılmış. Her ne kadar kızı, basit bir ölümlü olması nedeniyle kendine layık görmediğine inandırsa da başarılı olamamış. Bir gün, tapınağa giderek Medusa’ya zorla sahip olmuş.
Olayı duyan Athena ise çılgına dönmüş ve Medusa’yı cezalandırmaya karar vermiş.
Medusa’nın gören herkesi mecnuna çeviren, en ufak bir yelde dahi telleri havalanan o güzelim saçlarının her bir telini bir yılana dönüştürmüş. Belden aşağısı da yılan şeklini almış.  Bununla da yatışmayan Athena’nın siniri, Medusa’ya yine de bakmaya çalışan herkesin bakışlarını taşa çevirmesini sağlamış.
Bu hâlde, dünyanın en kuzeyindeki Hyperborea’ya sürülen Medusa ve kardeşleri acılar içinde yaşamaya devam ediyormuş ancak bir süre sonra Athena, bu cezayla da yetinmemiş ve Medusa’yı öldürmesi için üvey kardeşi Perseus ile iş birliği yapmaya karar vermiş. Perseus da çeşitli yardımlar ile Medusa’ya ulaşmış ve keskin kılıcını savurduğu gibi zavallı Medusa’nın yılan saçlı kafasını bedeninden ayırıvermiş.
Perseus canını alana kadar kimsenin bilmediği, Medusa’nın Poseidon’dan hamile olması gerçeğidir. Medusa’nın kafası bedeninden ayrıldığı anda kanından Pegasus ve Chrsyar adlı çocuklar dışarı çıkıvermiş.
Bunları kendisine köle yapmaya karar veren Athena, Chrsyar’ı kendine iyi bir savaşçı olarak tutmuş, Pegasus’u ise bir takım amaçlarına hizmet etsin diye Bellerophon’a hediye etmiştir.
YILANIN MİTOLOJİDEKİ YERİ
Atina’da yaşanan bu zulüm, mitolojik düşünce çağından felsefe çağına geçişi göstermektedir. Felsefi düşünce çağı başladığında ise bazı özgürlükler sağlanmış, insanlar belli bir uyanışa geçmiş, kadın da kendi duruşu konusunda farkındalığa erişmeye başlamıştır. Bu durumda, Medusa’nın konumu, cinsiyet sorununa erişme hatta bir başkaldırıdır. İlk zamanlarda, yılan simgesi annelikle bağdaştırılıyorken daha sonra Yahudi mitolojisinde iffetsizlik, şeytanlık kavramını almıştır ki bu yorum, Mısır üzerinden Atina’ya geçmiştir. Bu kavram, Medusa’nın saçları yılanı andırdığı için erkek egemen zihniyeti için ikna edici ve inandırıcı bir durum olmuştur.
ERKEK HEGEMONYASININ BOYUTU
Medusa’nın bu çarpıcı hikâyesi, hemen herkese erkek hegemonyasının boyutunu ve tek taraflılığını göstermektedir ancak ben bu hikâyedeki kadın rolüne dikkat çekmek istemekteyim.
Değil mi ki babası Tanrıların Tanrısı Zeus olan Tanrıça Athena, tüm nefretini ve hırsını, Poseidon’a yöneltmesi gerekirken masum Medusa’ya çevirmiştir, işte esas sorun buradadır. Kadının kadın tarafından yok edilişinin etkili bir örneği, zayıf olanı harcamak.
Mutlaka herkesin farklı düşüncesi vardır. Benim düşüncem ise her kadının kendi yaşadığı ve dayatıldığı şekilden uzaklaşması, yaşadıklarını kendi beyni ve vicdanı ile değerlendirmesi yönünde. Bunun içinse kadının eğitim alması, olmazsa olmazların başında gelmektedir. İstisnalar hariç her kadının görevi, kızını, kız kardeşini, komşusundaki kız çocuklarını aydınlatacak bilgisi olmasa dahi okutmak, onların özgür iradeyle bir dünya görüş ve yaşama kavuşmasını sağlamak olmalıdır.
Başarısız ve çaresiz olanların aynı başarısızlığı ve çaresizliği, çocuklarına miras bırakmamayı ilke edinmesidir, kadın olmak. İnsan olarak eşit haklara sahip olduğunun bilincinde olmak ve gereğini yapmaktır, kadın olmak.
Bütün kadınlar, bu bilince gelene kadar Kadınlar Günü’nüz kutlu olsun.
Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle…
 
 

 
1000
icon
Serdar Çelikörslü 9 Mart 2021 11:41

Kaleminize sağlık.. Mitolojiden verdiğiniz tarihsel örnek günümüz karmaşasında yaşanılan sorunların önemli temel sebeplerindendir. Aşmak ise dediğiniz gibi eğitim ile olabilecektir, bu da aileden başlamalıdır. Kadınların haklarının hatırlanmasının ve iltifatların sadece bir güne sığdırılmadığı günlerin gelmesi dileği ile tekrar gönlünüze sağlık..

0 2 Cevap Yaz
Betül mardinli 9 Mart 2021 11:23

Tam da gerçek soruna parmak basmışsınız aşağıdaki satırlarda; kadınlar önce kadınlara saygı ve sevgi duymalı... Medusa’ya çevirmiştir, işte esas sorun buradadır. Kadının kadın tarafından yok edilişinin etkili bir örneği, zayıf olanı harcamak.

0 2 Cevap Yaz
Nevin Kurt 9 Mart 2021 11:18

her kadının kendi yaşadığı ve dayatıldığı şekilden uzaklaşması, yaşadıklarını kendi beyni ve vicdanı ile değerlendirmeli ....daha güzel öztlenemezdi

0 1 Cevap Yaz
Adile Bayraktar 9 Mart 2021 11:11

365 gün kadınlığın kıymetini bilenlere gitsin :)

0 1 Cevap Yaz
Behice 9 Mart 2021 10:56

Kesinlikle katılıyorum. Kadınların değeri ilk başta yetişdikleri erkek çocukları üzerinden gösterilmeli

0 1 Cevap Yaz
Bebi 9 Mart 2021 10:53

Kaleminize sağlık

0 2 Cevap Yaz
Bora 9 Mart 2021 00:28

Konu antik dönemde bile aynı. Bir ileri iki geri gidilmiş. Erkegin adam olduğu yerde hergün kadınlar günüdür.

0 1 Cevap Yaz
Aysegulin 8 Mart 2021 23:59

Medusa'nin askerleriyiz🙌 Yaşasın kadın gücü

0 2 Cevap Yaz
Erhan 8 Mart 2021 22:01

Ağzınıza ve kaleminize sağlik ,güzel anlatmışsınız .

0 2 Cevap Yaz
Esin Ayder 8 Mart 2021 21:55

Evde, iste, her yerde olan Emekci Kadınlarin günü kutlu olsun. Hergun değerlerinin farkında olmaları ve olmayanlari bilinclendirme dilegi ile .. kaleminize saglik

0 2 Cevap Yaz
Necati Kavlak 8 Mart 2021 21:32

8 Mart Dünya kadınlar günü ve ilk makale Dünya kadınlar günüyle ilgili. Diyorum ki Cumhuriyet kadını olmak böyle bir şey olmalı. Önce kendine sahip çıkmalı. Bizim "edebiyatdefteri.com" düşüncelerini paylaşan Den(iz) imiz var. Bu gün "Cinskırıma dur de!" başlığıyla bir yazı paylaştı. Finali (Çiçek sensin ulan ben insanım insan) diye noktalamış. İşte Cumhuriyet kadını kendini doğru tanılayacak. Nilgün Hoca " 8 Mart Dünya kadınlar Günü" başlığı altında topladığınız makalenizin ana fikrini (ben 365 gün kadınım ve her günü şahsiyetim, bilgim, becerim ve özgür iradem dâhilinde sürdürüyorum."

0 2 Cevap Yaz
Necati Kavlak

Pes Vallahi! Yorumumu sansürlemişsiniz. Gazetenin adı Hamburg yani AB gazetesi ve fikir özgürlüğü :)) tırpanı. İkisini bira arada nasıl düşünebildiniz? Bir dost ricasıyla yazmıştım. Bundan sonra ne gazetenizi okur, ne yorum yaparım. Ben "Fikri Hür Düşüncesi Hür, İrfanı Hür " bir neslin ahvadıyım.

0 2
Gamze 8 Mart 2021 21:21

Çok güzel ifade etmişsiniz kalemize sağlık 💫 Kadınlar gününüz kutlu olsun🙏

0 2 Cevap Yaz
Feride beyranlı 8 Mart 2021 19:57

Bir sonraki yazınızı bekliyorum. Sizin de kadınlar gününüz kutlu olsun

0 2 Cevap Yaz
Malik Batili 8 Mart 2021 19:39

Doğru ve ilginç bir bakış açısı, tebrikler.

0 2 Cevap Yaz
Didem 8 Mart 2021 19:32

Kadının kadına yaptığını kimse yapmiyor... ne de güzel özetliyor yazınız. Kadın bazen en çok da kendi kendine zarar veriyor yapmak zorunda kaldığı seçimlerle.

0 2 Cevap Yaz
Z. A. Benli 8 Mart 2021 19:27

Ne kadar güzel ve doğru yazmışsınız , kaleminize sağlık

0 2 Cevap Yaz
aysun uzuncan 8 Mart 2021 18:55

harika bir anlatın.okurken büyük keyif aldım.butun emekçi kadınların günü kutlu olsun

0 2 Cevap Yaz
editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat