8 Temmuz 2020 21:26
-A +A
Yasemin Murat Arslan

“DÜĞÜN DAVETİYELERİMİZ İKİ KİŞİLİKTİR, DAVETİYELERE ÇOCUKLAR DAHİL DEĞİLDİR.”

Yasemin Murat Arslan ( Yazar )gazetehamburg.com

Biz insanlar hayatımız boyunca yeni bir şeyler öğrenmeye devam ederiz. Bunu bazen özel kurslara katılarak ya da okullarda aldığımız eğitimlerle kendimizi geliştirerek öğrendiğimiz ve hayatımızı yaşarken ihtiyaç durumunda kullandığımız bilgilerle bilinçli bir şekilde yaparız.
 
Bazen de özel bir zaman ayırmadan, büyük çabalar harcamadan bilinçli ya da bilinçsiz şekilde öğrendiğimiz şeyler vardır. Bunların çoğu, hayatımıza başka kültürlerden dahil ettiğimiz insanlar aracılığıyla girer. Hayatımıza sonradan başka kültürlerden aktarılmış davranışların yanında, bir de bizim kendi alışılagelmiş iyi ya da kötü olduğunu sorgulamadan adet, gelenek gibi hayatımızın içinde zaman zaman uyguladığımız, yaşattığımız bilgilerdir bunlar.  
 
Yıllar önce bir düğün davetiyesi almıştım. Türk toplumunda çok alışılmadık bir düğün yapmak isteyen bir aileden gelen bir davetiyeydi. Hepimizin alışık olduğu gibi gelin ve damadın adı, düğün yapılacak yer, saat gibi bilgilerden sonra benim hiç alışık olmadığım ve aynı zamanda çirkin bulduğum iki tane not düşülmüştü alt kısmına. 
 
Notlardan biri şöyleydi: “Biz falanca mağazada hediyeleri beğendik ve ayırttık. Getireceğiniz hediyeyi oradan temin etmeniz rica olunur.”  
İkinci not ise şuydu: “Davetiyeler iki kişiliktir ve davetiyelere çocuklar dahil değildir.” 
 
Bunları okur okumaz aklıma ilk gelen şey; yıllar önce Amcamın eşi olan yengemin komşuların birinden aldığı düğün davetiyesi oldu. Amcamlara gelen davetiyede de şöyle bir not düşülmüştü: “Ben sana nasıl geldiysem, seni de öyle bekliyorum.”
 
Açıkçası hepimiz o zaman da şok olmuştuk. İlk defa alışık olmadığımız, bize çok yabancı ve itici gelen bir davet şekliydi bu. Yengemin ne demek istediklerini sorması üzerine öğrendik ki, onlar amcamın oğlu evlenirken bilezik getirmişlerdi, aynısını geri istiyorlardı. Bilezik hediye değilmiş, ödünç vermişler. Al gülüm ver gülüm. 
 
Bana gelen davetiyede de düğün sahipleri muhtemelen hediye notunu, Alman kültüründen almışlardı. Almanlarda öyle şeyler normal karşılanır. Davete katılacak kişiler “Ne istiyorsun?” diye sorabilirler ya da evlenecek çift en yakın arkadaşları aracılığıyla, ne istediklerini davetlilere iletir. Mesela benim bir iş arkadaşım “Para istiyoruz. Herkes paradan başka bir şey getirmesin.” dedi ve öyle de oldu ama misafirlerini nasıl rahat ettirebileceklerini de kendileri ayarlayıp organize etmişlerdi. Diyeti olana diyet yemeği hazırlamak gibi. 
 
Bizim Türk çiftin de uzun süre böyle bir toplum içinde yaşayan birileri oldukları için nasıl bir hediye bekledikleri kısmını normal karşılayalım. Bir başka kültürden daha iyi buldukları bir şeyi almışlardı. Onun karşılığında ise bizim “takı merasimi” adı altında yapılan çirkin, nereden geldiği belli olmayan, artık demode olmuş, adet ve gelenek sayıp hemen hemen herkesin uyguladığı, düğün merasiminin neredeyse yarısını kaplayan bana göre para ve altın devşirme merasimini hatırladığım kadarıyla yapmadılar.
 
Alman kültüründen bir şey alırken yani Türk kültüründen bir şeyi de atmışlardı. 
Bana göre takı merasimi yapmanın, mendil açıp caminin önünde para atılmasını bekleyen bir dilencinin davranışından farkı yok. Umarım ki bir an önce gençler ailelerine, bu tür hediye kabul şeklini bıraktırmak için harekete geçer.
 
ÇOCUKLAR DAVET EDİLMEZ Mİ?
 
“Davetiyeler iki kişiliktir ve davetiyelere çocuklar dahil değildir.” diye düşülmüş olan notu ise ilk ve son kez onlarda gördüm. Sanki tatil yeri ayırtıyorum da “Fiyata çocuklar dahil değildir.” diyorlar.
 
Birincisi benim çocuğumu istemeyen bir yere, ben niye gideyim? Ayrıca, benim çocuklarım zaten büyüktü, düğünlere de hiçbir zaman çok hevesli değillerdi. “Gelin beraber gidelim.” desem de biliyorum ki gelmezlerdi. O gün bu uygulamanın ters gelmesine rağmen düğüne gittim. Bugün olsa, ne olursa olsun asla gitmezdim. 
 
İkincisi ise “beni nasıl bir hediye alacağım” konusunda yönlendiriyorsunuz. Belki çok daha yakından, daha uygun fiyata alabileceğim bir hediye için benim daha uzak bir yere gidip daha çok zaman harcayarak, sizin arzunuza uygun bir hediye getirmemi de bekliyorsunuz da size; hangi terbiye, hangi akıl ve mantık sizin düğününüze gelmek için bu kadar zaman ve para harcadıktan sonra küçük çocuklu ailelerin de mutlaka böyle bir davet aldığı düşünülürse, çocuğumuzu evde yalnız bırakmak ya da çocuğumuza bakacak birini aramamızı bekleme hakkı tanıyordu?  
 
Benim çocuklarım ayakaltında dolaşacak yaşta da olmadıklarına göre gelip de orada yiyeceği bir tabak yemek hesap edilmiş olmalı. 
O yüzden hangi  kültüre ait olduğu belli olmayan bu tür davranış ve beklentileri ben şu şekilde tercüme ediyorum: “Düğünümüze gelin, gelirken bize ihtiyacımız olan bir hediye getirin ve bize getireceğiniz hediyeden daha fazla masraf çıkarmayın.” 
Gaye düğün yapmak ve dostlarla o mutlu günü paylaşmak değil yani. Gaye gösteriş ve hediye almak. Sonuçta düğünün kalabalık olması da onlar için bizim Türk toplumunun güzel bulduğu bir durum. Düğün kalabalık olunca, misafirler rahat edemezler ama olsun, misafirin rahat edip etmeyeceğinin bir önemi yok. Düğün sahibi düğün masrafını gelen hediyelerden çıkaracağını düşündüğü için kalabalık olmasından mutlu oluyor.  
 
Zaten o yüzden de dıdısının dıdısı bile davet ediliyor. Her selam verip iki laf konuştuğu kişilere davetiye verenler var. Sonra da beş yüz, altı yüzden fazla insanın davet edildiği, düğünden çok kalabalık ve gürültüden başka bir şeye benzemeyen, herkesin ortalıkta dolaştığı, düzensiz, kaliteden yoksun, dekorasyonundan tutun servisine kadar hiç bir şekilde özenilmemiş, her şey sadece “ var mı var” şeklinde yapılmış bir merasim çıkıyor ortaya. Tek odak noktası takılan altın ve para gibi hediyeler olan, o takı görüntülerini mikrofonla en az yarım saat, bir saat anons edip bu da yetmezmiş gibi videoya kayıt ederek ölümsüzleştirildiği bir gece işte. 
 
Bazı yersiz ve gereksiz biçimde adet, gelenek gibi kabul ettiğimiz ama aslında hoş olmayan şeyleri hayatımızdan çıkarıp, iyi olmayanları atarken şu ne olduğu belirsiz eski köye yeni adet getirmeyecek gençler yetiştirmek ve bizim gibi adı misafirpervere çıkmış  bir topluma yakışır şekilde düzenlenen düğün ve bayramlarda buluşmak dileğiyle. 
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Fatma Şengül Tekin

22:53 9 Temmuz 2020

Aynen bizde çocuksuz düğün davetiyesi almıştık 😁
1000

Fatma Şengül Tekin

22:18 9 Temmuz 2020

Aynen bizde çocuksuz düğün davetiyesi almıştık
1000
Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv
2012 Softmedya tüm hakları saklıdır Softmedya Haber Scripti Yazılımı