Cezmi Ancil


Hüzne sürgün

Hüzne sürgün


 
 
 
Bereketli topraklarında doğmuşum Mezopotamya’nın.
Hangi antik medeniyetten önce ya da sonra ne fark eder…Ya da Hititler, Urartular….Ya da Asurlar,Medler ne fark eder ya da Babil, Anadolu ne fark eder.
Gılgamış’tan önce ya da sonra yada Hamur Rabi’den…Belki de Bedrettin`den sonra…Sürgün bana, ölüm bana…Tigran`dan sonra ya da Darius…Ne fark eder…Belki Kawa ya da Tomris…Cengiz Han ya da…
Hüzne sürgün ilk adim…
Belki zemheri bir kış günü. Belki Aralık rüzgârlarından önce anamın çığlıkları toprak dam altında memleketimi sararken karanlık.
Zengin sofralarında, kralların, ağa ve beylerin emriyle hüzne borçlu izniyle ilk sürgün hayat… dağlarında sevdaya vurgun yiğit aşkların ilk tohumu belki de, çiçeklerde açan çiğdem ,Nergis, Yediveren. Yada tohumunda mayası şekillenen Kardelenlerin hayat veren ilk öpücüğü.
Babalar sürgün yollarında belki, belki de ekmek kavgası…Kim bilir nerelerde…Belki yollarda aç susuz ya da ölüm kolunda düşmüş bir yerinde hüzne sürgün giderken.
Belki şehirleri saran sabah kalkmalarının ürkek bakışlarında korkunun pencere artlarında. Tuzaklar, sorgulamalar,  sürgüne hüzün bir zaman.
Dosta giderken belki ayrılığın hesabını sormaya zulasında bir saldırmalık yüreğinde tuttuğu sürgüne hüzün ile, belki de dost satılmalarında gizlenen bir zula sırtında taşıdığı sürgüne hüzün.
Anamın sıcak hücrelerinde yasarken henüz ismim koyulmadan, belki hissederek titreyen damarlarımda taşıdığım hüzne sürgün feryatlarını, açlık, yokluk, ölüm kol gezerken hayatin ilk öpücükleri…
Hüzün toplamış anam pencere arkalarında dağlarına bakarken bereketli toprakların. Hüznünde çiçekler açan ülkemin uzun kış gecelerinde sevişmelerden önce belki de ya da ürkek bakışlarında nefes nefese dudakların ilk sıcaklığını yüreğinde hissederken karlar damlara düşerken.
Belki gecekonduların uyuşuk uykularında karanlığa tutkulu uyurken azgın sevişmelerden bihaber ya da korku dolaşırken gecelerin üzerinde. Belki bir Şubat gecesinde sarhoş naralarında kaybolup giden hüzne sürgün.
Sıcak mermilerin dost kucaklaşmasında sarmışsa hayat ilk çığlığı  ,belki de Yaseminlerin koparıldığı sürgün yollarında belki de bir Bahar ya da kırlangıç göçleriyle beraber hüzne sürgün.
Açlığa yatarken bedenler belki de,  ya da anlar yün sagarken umuda yolculuk gibi ilmik ilmik, belki de usulca yanağa kondurulan bir öpücüğün sıcaklığında gülüşmelerden sonra hüzne sürgün.
Damlar altında ürkek bekleşmeler sürerken iri gözlerle bakarken gökyüzüne .Bir avuç umut doğar diye avuçlarında tutulan yürek atışları altında hüzne sürgün.
Hayati tanımadan yüreğe düsen hicran yarasının uzun kış günlerinde hüzne yolculuk  sızısı
Rüzgar şarkılar biriktirir aç bedenlerin birer birer düşerken belki bir Aralık gecesi, Ya da Ocağında hüzün tüten gecelerinde ay suskun, hüzne sürgün yolculuğunda biçare.
Hüzün bana, umut bana.
Hüzne sürgün hayat bana….

Adıyaman

31.08.2025

  • İMSAK 04:24
  • GÜNEŞ 05:49
  • ÖĞLE 12:32
  • İKİNDİ 16:11
  • AKŞAM 19:06
  • YATSI 20:25

Hamburg-Hohenfelde’de Shisha Barda Silahlı Cinayet: 33 Yaşındaki Adam Öldürüldü

Hamburg’da U-Bahn İstasyonunda Silah Sesleri – Şüpheli Polis Kontrolünden Kaçtı

Hamburg-Lohbrügge’de 12 Yaşındaki Kız Çocuğu Kayıp: Polis Yardım İstiyor

Beşiktaş'ta ikinci Sergen Yalçın dönemi

Görünür Kıl Sergisi Hannover’de Açıldı: İş Yerinde Cinsel Tacize Karşı Sanatla Mücadele”

Bingöl Üniversitesi Uluslararası Eğitim ve Araştırma Merkezi Olma Yolunda İlerliyor