Yasemin Murat Arslan


BEN ÇOK KIRILGANIM

BEN ÇOK KIRILGANIM



Cisim ne kadar sert ise o kadar kolay kırılır. Rüzgâr estiği zaman en çabuk kırılan, kuru ve kalın ağaç ve ağaçların kurumuş dalları, kuruyan yaprakları oluyor. 
Taze, yeşil ve ince olan hiçbir ağaç, hiçbir bitki kuru ve sert olanlar kadar fırtınadan zarar görmüyor. 
Hepimizin zaman zaman çevremizdeki dost ve arkadaşlarımızdan duyduğumuz ifadedir: “Ben kırılgan bir insanım.”
Bunu söyleyen kişi her ne kadar kendisinin bir cam misali hassas ve ince olduğunu vurgulamak istiyor olsa da aslında gerçek olan, o kişinin esnek olmadığının göstergesidir. 
Empati kurabilen, anlayışlı insanlar, daha esnek olduğu için her şeye o kadar kolay kırılmaz ama “Ben sana nasıl davranmış, sana ne vermişsem senden aynı davranışı göstermeni, maddi ve manevi verdiğimi senden geri vermeni bekliyorum. Vermezsen kırılırım, üzülürüm.” düşüncesine sahip insanlar, verdiği, yaptığı her şeyi içinden geldiği için değil de ödünç verdiği için aynı şeyleri geri alamadığı zaman kırılır. Kırılmak demek, üzülmek demektir, üzülmek demek küsmek ve dolayısıyla insan ilişkilerinin bozulması demektir. 
KARŞILIK BEKLEMEDEN
Hâlbuki karşılık beklemeden yapılan davranışlar, verilen hediyeler, söylenen güzel sözler karşı tarafın mutlu olmasının bize yansımasıyla zaten bizi mutlu etmeye yeterlidir. 
Bazen de yardım yapmak gibi davranışlar, o kişinin mutluluğunun yansımasıyla bizi mutlu etmesinin yanında, bir de hiç beklenmedik bir anda, hiç beklemediğimiz bir başka insanın bize yardım eli uzatmasıyla karşılanmış olur ama bu yardım, aynı kişiden gelmediyse biz nedense bunu fark edemiyoruz. 
Bize uzatılan yardım elinin, bizim daha önce başka bir kişiye ya da canlıya yaptığımız yardımın, güzel davranışın ödülü olarak bir başka kişi ya da kişiler tarafından bize ulaştığını göremiyoruz. 
Nasıl ki olumsuz bir davranışımız karşılıksız kalmıyor, benzeri bir senaryoyu tekrar yaşadığımızı görüyor ve sadece bu sefer rolümüz farklı olabiliyorsa bazen mağdur bazen müdahale eden, acı veren olma durumuyla karşılaşabiliriz. Olumlu olaylarda da bir senaryoda yardım eden durumunda iken diğer senaryoda yardım alan rolünde olduğumuzu fark etmemiz bizim daha esnek, daha az beklentide olmamızı sağlayacaktır. 
Beklentimizi en asgari düzeyde tuttuğumuz zaman ise daha az kırılır, daha çok mutlu oluruz.
Asıl incelik, karşıdaki kişiden onun yapmak istediğinden ve yapabileceğinden daha fazla şeyler beklememektir. Onun özgür iradesiyle davranmasına anlayış gösterebilmektir. 
Karşımıza her daim ince ruhlu, anlayışlı, karşılık beklemeden ihtiyaç duyduğumuz zaman yardımını, desteğini esirgemeyen insanların çıkmasını temenni ederek yazımı noktalıyorum. 
 

 

Adıyaman

07.02.2026

  • İMSAK 05:57
  • GÜNEŞ 07:19
  • ÖĞLE 12:46
  • İKİNDİ 15:38
  • AKŞAM 18:03
  • YATSI 19:20

Bahrenfeld S-Bahnhaltestelle Çevresinde Mobilite Devrimi: Hegarstraße Yenilendi, Friedensallee Çalışmaları Başlıyor

UGC Başkanı Ahmet Öz’den 6 Şubat Mesajı: “Gazetecilerin İsimleri Deprem Kentlerinde Yaşatılmalı”

Hamburg ve Schleswig-Holstein Okul Denetimini Modernize Ediyor: Vakıflar Uzmanlık Katkısı Sunuyor

“Anne, Lütfen Yardım Et!”: Telefon Dolandırıcılarının Korku Üzerinden Kurduğu Tuzak

HafenCity’de Çocuklar ve Kulüpler İçin Yeni Spor Alanı

Bremen’de Dört Okul İklim Nötrlüğü Yolunda: “Gelecek Sınıflarda Başlıyor”