Tarih: 28.12.2022 17:01

Özcan Süer'le 50 yıl anısına

Facebook Twitter Linked-in

Röportaj : ZAFER ÖZPOLAT

3 Şubat 2023’te, 50. sanat yılını kutlayacak olan Sahnelerin Hanımefendi Sanatçısı Özcan Süer ile sanat yaşamını konuştuk.
 
Müzik hayatınıza nasıl başladınız?
 
 Babam Türk Silahlı Kuvvetleri’nde veteriner astsubaydı, annem ev hanımıydı. İkisi de rahmetli oldu. Ailemin dünyaya gelen ikiz kız çocuklarından birisiyim. Babamın görevi dolayısıyla Mardin'de doğdum. Urfa, Suruç, Bodrum, Kütahya ve Aydın’da bulunduk. Babam emekli olunca İzmir’e yerleştik. Müziğe düşkünlüğüm küçük yaşlarda başlamıştı. İzmir Radyosu Gençlik Korosu’na başladım ve halkevlerine devam ettim.
 
Yıllarca sahnelerde solist olarak çalıştım. İzmir'de, lise yıllarındayken İzmir Radyosu’ndaki değerli hocalarım Talip Özkan, Mustafa Hoşsu, Zeki Oğuz ve Yılmaz İpek'ten müzik usulleri, solfej ve nota dersleri aldım. Almanya'ya işçi olarak geldim. Hafta sonları çeşitli davetlerde ve eğlence yerlerinde yıllarca sahne aldım. Temelde müzik bilgim olduğundan kendi konservatuarımda kendimi yetiştirdim.

 
Özcan Hanım, Almanya’ya nasıl geldiniz?
 
Konservatuara başlamayı planladığım 1972 yılında, Almanya son işçi alımı kapanmak üzereydi ve son kafileyle Hannover'e gitti. Oradan Hildesheim'in köyü olan Bad Salzdetfurth'a Füba Anten fabrikasına geldim.
Ayni fabrikada İzmir'den Güngör Abi bir ses yarışmasında ikinci olduğum için beni tanıdı. Bana “Sesin güzel. Buradaki eğlence mekânlarında sahne almalısın.” dedi. O gün bugündür Almanya ve Avrupa sahnelerindeyim. 
Lübeck'te küçük bir lokalde hafta sonu program yapıyordum ve orada tanıştığım eşimle evlenerek Lübeck'e taşındım. Hamburg'dan, Efes Gazinosu’ndan bana teklif geldi. Efes Gazinosu’na başladım. Türkiye’den sanatçılar geliyordu. Sevim Çağlayan, Dilber Ay, Küçük Ceylan, Muhlis Akarsu, Neşet Ertaş, Arif Sağ, Ali Kızıltuğ, Müslüm Gürses ve Hakan Taşıyan gibi birçok sanatçıyla tanıştım. Daha sonra Hamburg'a taşındık. Hamburg doğumlu bir kızım var. Fransa, İngiltere, Danimarka, Hollanda, Belçika’nın birçok şehrinde sahne aldım.


Herhangi bir sanatçıyı kendinize örnek alıyor musunuz? 
 
Zeki Müren başta olmak üzere eski sanatçıları dinlerim ve örnek alırım. Çok iyi okuyan sanatçıları dinlerim. Kendimi yetiştirdim, dört bine yakın şarkı, türkü ve arabesk repertuvarım vardır. Türkiye'de ve Avrupa'da birçok sanatçıyla çalıştım. Türkiye’de sahne aldığım sanatçılar Emel Sayın, Necdet Yazar, Gönül Yazar, Alaaddin Ṣensoy, Berkant, Saime Sinan, Nigâr Uluerer’di. Alt kadroda türkücü olarak çalıştım.

 
Özcan Hanım, genellikle hangi tarz müzik dalını tercih ediyorsunuz?
 
Ben çeşitlilikten yanayım. Müziğin her dalını icra etmek bana haz veriyor. Halk müziği ile başladım ama usta sazlarla çalışınca sanat müziği arabesk repertuarımı günden güne genişlettim. Kendi gayretimle biraz saz çalmasını öğrendim, biraz da org bilirim. 

 
Müzisyen ile sanatçı arasında bir fark görebiliyor musunuz?
 
Sanat genel bir isimdir, yaratıcılıktır. Müzisyen müzikle uğraşanlara denir. Ben ses sanatçısıyım yani yorumcuyum. Şarkıları sesimle işler, duygularımla yorumlarım. Herkes sanatçı olamaz. Eski sanatçıların çoğu nota bilmezdi ama besteleri hâlâ bugünlere gelmiştir. Beste yapan, enstrüman çalan ve okuyan bunların hepsini veya en az ikisini icra eden sanatçıdır.

 
Genç müzisyenlere tavsiyeniz nelerdir?
 
Saygı… Saygı… Saygı… 
 
Genç müzisyenler, yaş ve tecrübe bakımından ileri olanlara saygı göstermeli, iki şarkıda çok alkış alınca ben oldum dememeli. Teknik o kadar ilerledi ki sesi olmayan bile alt yapılarla şarkı söyleyebiliyor ama bilgisi ve kabiliyeti yoksa canlı okuyamıyor. Okuduğu şarkının makamını bilemiyor. Müziği yozlaştırıyor. Bağırarak şarkı söylemek marifet değil ki.

 

50. sanat yılınızı 3 Şubat 2023’e kutlayacaksınız. Özcan Süer'i bundan sonra sahnelerde görebilecek miyiz?
 
Solist olarak özel konserler hariç, fasıl olarak iyi bir teklif gelirse neden olmasın? Sevenlerim, dinleyenlerim olduğu sürece sahnelerdeyim.

 
50 yıl sanat hayatı içinde sizi etkileyen bir anınızı anlatır mısınız?
 
Birçok anım var ama bir tanesini asla unutamam. Bir gün otobandan Kassel şehrine arabayla konsere gidiyoruz. Şoför dâhil arabada dört kişiyiz. Şoför bir ara bana “Özcan Hanım, sesiniz çok yanık.” dedi. Ben de şaka olarak “Dikkat et, yanmayasın!” dedim ve gülüştük. O anda arabanın önünden aniden alevler yükselmesin mi. Arabadan zor çıktık.
 
Kitap yazmayı düşündünüz mü?
 
Uzun zamandır kitap için hazırlık yapmıştım bazı aksilikler oldu. Seneye sanırım basıma hazır olur. Hayatım zaten bir roman gibi rüya gibi. 
 
Okuyucularımıza mesajınız var mı?
 
Sevenlerime mutlu ve sağlıklı yıllar dilerim. Onları 3 Şubat 2023 akşamı 50. sanat yılı jübileme beklerim.



Orjinal Habere Git
— HABER SONU —