İstanbul’un en büyük kütüphanesi konumunda olan Rami Kütüphanesi’nde gazetecilik mesleğine ilgi duyan gençler ve öğrencilerle bir araya gelen Gazeteci ve Sunucu Duygu Gecü Yüzseven “Uluslararası ajanslar, haberi servis etmeden haber geçmemek gibi bir durum sergiliyoruz. Haberin teyit edilip edilmediğini bu ajansların tavrına göre belirliyoruz. Dünyaya Batı’nın gözleriyle bakıyoruz.” diye konuştu.
Doğu’daki insanlar öldüğünde sessizliğe bürünen kişilerin Batı’da bir olay çıktığında sesini yükselttiğine değinerek “Batının gözleriyle dünyaya bakıyoruz.’ dememin sebebi şu: Yanı başımızda Suriye Savaşı, Irak Savaşı olduğunda bizler haberleri yabancı ajansların muhabirlerinden alıyoruz. Bu, bizim eksikliğimizdi ama günümüzde Türkiye’deki ajansların ve kanalların da bize ses olmaya başlaması bu anlayışı biraz daha değiştirdi. Muhabirlerimizin biraz daha kendini geliştirmesi, oradaki olaylara hakimiyeti arttığı için bu biraz daha iyi yönde değişim gösterdi.” şeklinde konuştu.
Editörün görevine vurgu
Günümüzde çoğu internet sitesinin ajanslardan gelen haberleri otomatik olarak sistemine eklediğini hatırlatan Duygu Gecu Yüzseven “Editörün buradaki doğru bilgiyi süzgeçten geçirmesi mümkün olmadığı için de ajanstan gelen metin kitlelere ulaşıyor. Medyadaki dezenformasyonun önüne geçebilmek için ajans editörlerinin zorlu bir görevi bulunuyor. Bu noktada, aslında bir haber editörü ve muhabir arasındaki ilişkiyi de burada göz önüne almak gerekir. Muhabir bir vaka üzerine haberini oluştururken haber merkezindeki editör Türkiye’nin 81 ilinden gelen magazin, asayiş, politika gibi birbirinden farklı belki yüzlerce haberle aynı anda karşılaşıyor. Dolayısıyla bu haberlerin içeriklerinden dolayı farklı duygulara da maruz kalıyor. Haberin sunulduğu insanlar kanalı değiştiriyor ancak haber merkezindeki editörler bu haberleri kitlelere doğru şekilde ulaştırmak durumunda olduğu için gelen tüm içerikleri denetlemek durumunda kalıyor. O haber metinlerini sesleri titremeden seslendirmek durumunda kalıyor. Gazetecilik mesleğinin en zor yanı da aslında bu. İzleyiciye bunu hissettirmemek gibi bir görevi olan gazeteci aslında bu olayların hepsini yaşıyor. Bunun için de güçlü bir psikoloji gerekiyor.” açıklamasında bulundu.
“Medya okuryazarlığı eğitimi şart”
Yüzseven, medyadaki dezenformasyonun önüne geçmek için mesleki eğitimin önemini vurgulayarak şunları söyledi: “Genellikle çok farklı mesleki gruplardan gazetecilik yapan meslektaşlarımız var. İletişim fakültesi mezunu arkadaşlarımız biraz daha azınlıkta kalıyor. İster iletişim fakültesi mezunu olsun isterse başka meslek gruplarından arkadaşlarımız olsun eğer gazetecilik mesleğine gönül veriyorlarsa kitleleri doğru bilgilendirme görevinden dolayı medya okuryazarlığı konusunda ek bir eğitim alması büyük önem taşıyor. Kopyala yapıştır haber mantığının değişmesi gerekiyor. Bir habercinin gerçekten haberi araştırması gerekiyor. Haberi yazması, haberin peşinden koşması gerekiyor. Örnek verecek olursak depremde herkes belki iyi niyet amacıyla oradaki bilgilerin hepsini tweet attı, uyarmaya çalıştı ama haber yanlıştı. Bu, dezenformasyona yol açtı. Tıpkı haberde de yanlış haberin çoğalması, gazetecilerin teyit etmeden haberi paylaşması, kopyala-yapıştır haber mantığı dezenformasyona yol açıyor. Kaynağından emin olunmadan haber alınmaması gerekiyor. Burada gazeteciye düşen görev, teyit etmesi, araştırması, doğruluğundan emin olması ve çok dikkat etmesi. Yaptığımız iş insana değiyor ve bu yüzden de bizim insanlara doğru bilgiyi yaymamız, hızlı bir şekilde ulaştırmamız, özgün habercilik yapmamız gerekiyor.”