'Türgem olarak vatandaşlarımızın sorunlarına sahip çıkmak istiyoruz.'

'Zafer Özpolat ile Pazar sohbetleri' röportaj serimizin konuğu Almanya'nın Lübeck kentinde başarılı çalışmalar yapan TÜRGEM derneği başkanı Remzi Uysal çalışmalarını anlattı

Hamburg 21 Temmuz 2019 12:16
 'Türgem olarak vatandaşlarımızın sorunlarına sahip çıkmak istiyoruz.'
-A +A

Röporaj Zafer ÖZPOLAT


Almanya’ya nasıl geldiniz. Gelmeden önce Türkiye’de ne iş yaptınız.
Kısacası sizi tanıyabilir miyiz?

 
1973 yılında Almanya’ya işçi olarak geldim. Almanya’ya işçi olarak gelmeden önce Bandırma’da Tekel memuru olarak görev yaptım. Daha önce köy öğretmenliği kendi köyümde de  yaptım. Almanya’ya işçi olarak geldikten sonra beş yıl çalışıp , o günün yasalarına göre 60 ay Alman maliyesine vergi ödeyen bir yabancının  bir meslek öğrenmesi bir eğitim görme şansı vardı. Bakım parası alınabiliyordu. Bende bundan faydalandım. Beş yıl çalıştıktan sonra Elektro teknik eğitimi 2.5 yıl gördüm. O zamanlar meslek öğrenimim için bakım parası 1.800 mark para veriyorlardı. O zamanın şartlarında iyi paraydı. Eşim çalışmıyordu ama geçimimizi yapabiliyorduk.
Çalışma  süresimce dört yıllık iktisat ve lisans öğrenimini de tamamladım
Almanya’ya gelmeden önce siyasetin içinde olan bir aileden geldiğim için Kemalist babanın oğlu olduğum için siyasi görüşüme yakın Alman Sosyal Demokrat Parti (SPD)’yi buldum. Babam daha ben Türkiye’de iken  willy brandt’ın hayranıydı,  konuştuğunda duyuyordum. Partiye üye oldum. 35 yaşına kadar her parti üyesi otomatikman  genç sosyalistler  grubuna dahil olabiliyor. Genç sosyalist grup da aktif çalışmalar yaptım. Lübeck’de yabancılar politikasını bu şekilde başlatmış olduk. Daha önce yabancılar kelimesi hiç geçmemişti. 1976 yılından sonra oldu.

 

Bu arada Almancanız var mıydı?
 
Biraz gülünç olacak  Almancam yeterli değildi. Yanımda Üniversite’den arkadaşları tercüman olarak götürüyordum. Hiç unutmam bir gün Eskişehirli bir arkadaşı götürdüm. Ama pazarlığımız şuydu toplantı esnasında yemek ve içeceklerini ben ödüyordum. Onlar bana tercümanlık yapıyorlardı. Bir defasında götürdüğüm arkadaş üç tane birayı arka arkaya içti. Bana tercümanlık yapamamıştı. Bunları da yaşadım. Parti içinde önemli isimleri tanımıştım. O tanıdığım kişiler benim yabancılar politikasını partiye taşımamda çok memnundular bana destek verdiler.
 
Bitirdiğiniz meslek eğitimi ile çalışabildiniz mi?
 
Ben okulu bitirince Lübeck’de çalışma şansım olmayabilir diye Bremen’e gitmeye karar verdim. Bremen’in o günler gençlik senatörü Henning scherf  ile beni Bülent Ecevit tanıştırmıştı. Ona Lübeck’de çalışma şansımın olmadığını yazdım. Bremen’e gelmek istediğimi söyledim. Oda gel dedi. Bremen’e gitmeye hazırlanırken, Lübeck senatosunda Yabancılar ile ilgili çalışmamdan dolayı yabancılarla ilgili eğitim danışmanlığı teklifi aldım. Ben de kabul ettim. Genç sosyalistler grubunda çalışmam devam ederken bir sene sonra benim kadromu CDU partisi kaldırdı.
Çünkü genç sosyalistlerde olup ta  bu görevde olmamı CDU partisi içine sindiremedi. Altı ay açıkta kaldım. Daha sonra lübeck meclisinde CDU partisinde üç kişi bağımsız bir grup kuruyor. CDU partisi dağılıyor. O bağımsız grubu kuran başkanı beni aradı. Senin kadronun kaldırılmasında bende etken oldum çünkü parti kararına uymak zorundaydım.  ‘Biz şimdi partiden ayrıldık. Senin kadron yeniden kurulacaksa seni destekleriz ‘ dedi Arkadaşlar dilekçe hazırladılar belediye meclisinden geçirdiler kadrom geldi ve ben kesintisiz 30 yıl yabancılar ile ilgili eğitim danışmanlığından aynı kadromla çalıştım ve emekli oldum.

 

TÜRGEM Derneğini kaç yılında kurdunuz neden TÜRGEM derneği
kuruldu?
 
TÜRGEM derneği 1989 yılında kuruldu. TÜRGEM derneğinin kuruluşu bir ihtiyaçtan kaynaklandı.  Çünkü Lübeck kentinde vatandaşlarımızın sorunlarıyla ilgilenen mücadele veren kuruluş ve dernek yoktu. Kahve dernekleri, kumarhane ve meyhane dernekleri vardı. Vatandaşlarımızın sosyal ve hukuki konularıyla ilgilenecek dernekler yoktu. TÜRGEM’i kurmadan önce 1984 yılı ortaların da  bir çalışma grubu kurduk. Demokratik Sol Lübeck çalışma grubu diye.. O, çalışma grubunun içerisinde TÜRGEM’i kurduk.
 
Neden TÜRGEM adı?
 
Adı 19 Mayıs  Türkiye Gençlik Halk Kültür Merkezidir. Kısaltılmış hali TÜRGEM’dir. Lübeck’de kurulmayan bir dernek kurduğumuz için çok eleştirilerde aldık. Yapılan eleştirilerde  arkadaşlarıma yeni bir dernek olduğumuzu ,bizi istemeyen kendilerine rakip görenlerin olacağını belirterek yolumuza devam etmemizi söyledim. Bir iki sene sonra herkes bize alışacak dedim. Aynen de öyle oldu.
 
Derneğinizin kuruluş felsefesi nedir? Neyi amaçlıyorsunuz?
 
Kuruluş felsefemizin amacı Ana dilde eğitim,  Türkçe’nin resmi dil olarak okullarda okutulması  ,Türk öğretmenlerimizin Alman kadrosun da okullar da görevlendirilmesi Türkçe derslerinin öğleden önce müfredata girmesidir.
Dernek olarak ikinci amacımız yerel seçimlerde oy hakkının verilmesi çünkü o zamanda  bazı ülkelerde beş yıl ikamet eden yabancının oy hakkına sahip olduğunu biliyorduk. İsveç, Hollanda Danimarka’da yaşayan bazı arkadaşlarımızla iletişim içindeydik. Onlardan esinlenerek  yerel seçimlerde oy hakkının verilmesini kuruluş amaçlarımızda yer verdik. Diğer bir amaçlarımız arasında Çifte vatandaşlık  bunlar çalışma amaçlarımızın olmazsa olmazları arasındadır.

 

Diğer derneklerimizde olmayan Hapishane ziyaretleri yapıyorsunuz. Bu ziyaretleriniz de mahkum yabancıların genellikle ne gibi sorunları oluyor?
 
Bundan on on iki yıl önce Hapishane de yatan Türk vatandaşlarıyla ilgili haberler dikkatimi çekiyordu. Özellikle burada kimsesi olmayan mahkumların yazıldığı çizildiği  birkaç yazı okudum ve o yazılar beni etkiledi.  Buradaki hapishane derneklerini ziyaret eden onları tekrar sosyal yaşama kazandıran Reso yardım derneğine başvurdum. Onlarda bana dediler ki, biz zaman zaman eğitim kursları açıyoruz. Hapishane ziyareti öncesi eğitim veriyorlar. Nasıl hazırlanacaksınız, nasıl konuşacaksınız ,neler konuşamazsın türünden , ben onların verdiği iki seminere katıldım. 72 saatlik zorunlu eğitim aldım.2009 yılından bu yana sürekli olarak her ayın son perşembesi ihtiyaca göre ayda üç defada olabiliyor. Bazı mahkumlar özel görüşmek istediklerini söylüyorlar. Onlara zaman ayırıyorum. Yardımcı olabildiğimiz kadar onların sorunlarını dinlemeye çalışıyoruz. Birde bayramlarda dini bayramlarda IGM temsilcisi ile birlikte mahkumları bir araya toplayıp bayramlaşma yaptırıyoruz. Fakat şimdi Lübeck hapishane yönetimi camii temsilcilerinin ziyaretini kaldırdı. Mahkumların en büyük sıkıntısı kendi kültüründeki insanlarla iletişim sorunu diyebilirim. Diğer sorunları burada söylemem doğru olmaz.

 

Sizin çalışmalarınızdan rahatsızlık duyan bazı kesimlerden ölüm tehditleri aldığınızı biliyorum.
 
Yabancıların burada kendi kültürleriyle barışık olup, kendi kültürleriyle yaşaması kendini kabul ettirme çalışmaları bir takım ırkçı kişileri ve dernekleri rahatsız ediyor. Geçenlerde yaptığımız bahar etkinliğinde yaptığım bir konuşmada Lübeck şehrinin bizim çocuklarımızın da şehri olduğunu söyledim. Saat 23’e doğru toplantı bitti. Eve saat 24 civarı gittiğimde cep telefonuma bir telefon geldi. Yaşı tespit edilemeyecek bir ses tonu ile  ‘Siz bugün yaptığınız konuşma da lübeck’in çocuklarınızın vatanı olduğunu söylediniz. Sert öfkeli ve küfürlü bir şekilde  Lübeck sizin vatanınız değil, Çocuklarımızın  vatanıdır.’ Şeklinde  ölüm tehdidinde bulundu. Aradan birkaç dakika geçmeden yine numarası gözükmeyen bir telefon geldi. Onun olduğunu anlayınca telefonu kapattım. Aradan beş on dakika geçti bu defa ev telefonum çaldı. Bana ‘Bak senin oturduğun yeri de buldum. Bundan sonra kendini nasıl koruyacaksın’  dedi
 Ben yakın dostlarıma konuyu anlattım. Bana Avukat tutuldu. Daha sonra yapanın kim olduğunu açığa çıkardım. 25 yaşlarında ırkçı bir genç olduğu çıktı. Ceza alıp almadığını henüz bilmiyorum.’
 

Derneğinizin kaç üyesi var?
 
36 aile üyemiz var. Yaklaşık yüzün üzerinde üyemiz var.


 
TÜRGEM olarak bundan sonra ne gibi çalışmalar yapmayı düşünüyorsunuz?
 
Özellikle can alıcı sorunlarımıza eğilmeye çalışıyoruz. Mesela oturma hakkı konusunda vatandaşlarımızın bilgilenmesini istiyoruz. Yabancılar yasasındaki değişiklikleri vatandaşlarımıza anlatmak istiyoruz. Son yapılan yabancılar yasasındaki değişiklikle AB dışından gelen yabancılar içinde geçerli 'Unbeftistet, Daueraufenthalt-Eu' yabancılar yasasının pragraf 9a 'ya göre yeni bir oturma hakkı oluştu. Bu oturma hakkı AB ülkeleri arasında geçen bir haktır. Bu hakkı Lübeck’de eşimle ben aldım.
Bu yasaya göre Türkiye’de bir yıl kalabiliyoruz. AB ülkelerinin birin de beş yıl kalabiliyoruz. Bunu vatandaşlarımız bizden öğrendi ve sahiplendi.
İkinci Dünya savaşında Hitler döneminde Türkiye’ye göç eden alman bilim adamları oldu. Özellikle Atatürk’ün davet ettiği bilim adamlarıydı. Biz o bilim adamlarıyla üniversiteler kurduk. Sadece Almanya’ya gelmiyor bu insanlar Türkiye’ye de gidiyor diye anlamlı konferanslar düzenledik. 2011 yılında lübeck valisi ile birlikte yaptık. Lübeck belediye sarayında öncülüğünü derneğimizin yaptığı bir toplantı düzenledik. Türkiye’de yaşamış Türkçeyi bizler kadar güzel konuşan Cornelius Bischoff ‘u konuşmacı olarak davet ettik. Alman kamuoyuna size mülteci gelmiyor. Sizde bir zamanlar mülteciydiniz mesajı verdik.

 
TÜRGEM olarak bundan sonraki hedefiniz nedir?
 
Türgem olarak vatandaşlarımızın sorunlarına sahip çıkmak istiyoruz. Onlara da belirli kurumların sahip çıkmasını sağlıyoruz. Mesela Mölln yangını üç canımızı yitirdiğimiz bir yangındı. O akşam gece saat 22-23 arası Lübeck’in sendika şefine telefon açtım. Mölln Lübeck’e 29 km olduğunu bir Türk ailenin evinin yakıldığını üç canın bu yangında evinin yandığını söyledim.  Bana ‘ben ne yapabilirim’ dedi.
Ben kendisinin şefi olduğu sendikada Türk vatandaşları olduğunu söyledim. Sendika olarak sizin de göreviniz. Valiyi, Kiliseler birliğini ve kurum temsilcilerini davet etmesini istedim. Oda kabul etti. Sonra sekreterinden telefon bana geldi. Bir toplantı tertiplemiş beni de davet etti. O toplantıda  28 Kasım 1992 tarihinde yürüyüş yapılmasına karar verildi. O günkü o yürüyüşü hiç unutmayacağım. Bir hastane önünde toplandık. Toplandığımız da 15-20 kişiydik.Biz yürümeye başladıktan sonra kaldırımlardan insanlar yürüyüşe katılmaya başladı. Yürüyüşün arkasına baktığımda nerde ise bayılacaktım. Polisin verdiği bilgiye göre beş bin kişi katılmıştı. İkinci Dünya savaşından sonra Lübeck’de bu kalabalık da yapılan ilk yürüyüşmüş.

 

Solingen katliamda yakınlarını kaybeden Mevlüde Genç’e Nobel ödülü verilmesi için çalışmalar yaptınız. Bu çalışmalar devam edecek mi?
 
Solingen yangını Mölln yangınından altı ay sonra gerçekleşti. Altı ay içerisinde gerçekleşti sekiz  canımızı aldı. Ben solingen yangınını radyodan öğrendim TÜRGEM üyeleriyle yaptığım toplantılar sonunda Mevlüde annemize Nobel ödülü verilmesi için girişimlerde bulundum. Dönemin Eyalet başbakanına bir yazı yazdım. Mevlüde annemizi anlattım. Beş evladını vermesine rağmen kin duymayan bir anne olduğunu yazdım böyle bir anneye Nobel ödülü verilmesi için girişimlerde bulunmasını istedim. Bana iki hafta sonra bir cevap verdi. ‘Bir kişinin Nobel’e aday gösterilmesini sizin mektubunuzdan öğrendim. Buna rağmen ben aday göstermeyeceğim.’ Yani göstermeyebilirim değil göstermeyeceğim gibi keskin bir dil kullanmış. Maalesef TÜRGEM dışında hiçbir dernek bu konuda duyarlılık göstermedi. Aday göstermek için TÜRGEM olarak bundan sonra da elimizden geleni yapacağız.
 
Siz ırkçılardan tehditler alıyorsunuz, diğer taraftan AFD’li bir polisin arabasının yanmasında ilk tepkiyi siz vermişsiniz?
 
Evet doğrudur. Yaklaşık iki ay önce Lübeck’de Irkçı parti AFD den Lübeck iki milletvekili çıkardı. Bunlardan birisi de polis
Bunun arabasının yandığına dahil bir haber okudum. Bu kişi AFD milletvekili olabilir. Ama arabasının yanması bir şiddettir. Her türlü şiddete karşı çıktığımız için arabasının yanmasına da karşı çıktık.

 
Türkiye’de siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?
 
Benim Almanya’da siyasi çalışmalarımda öğrendiğim bilgileri bir gün Türkiye’ye aktarmak hep özlemimdi. Onun için de Türk vatandaşı kaldım. Alman vatandaşlığına geçmememin bir nedeni bu diğer bir nedeni ise Çifte vatandaşlık amacımızdı. Kızımızı burada yalnız bırakmamak için Türkiye’ye gidemedim. Gitseydim en azından mahalleme muhtar olurdum.
 
Gençlerimize ve vatandaşlarımıza mesajınız var mı?
 
Her Çarşamba vatandaşlarımıza derneğimizde konuşma ve bilgilendirme saati düzenliyoruz. Vatandaşlarıma tavsiyem  yerli ve diğer yabancı kültürden komşularıyla barış içinde kalıp, çocukların eğitimine önem versinler. Ana dili Türkçemizi unutturmamalılar. Türkiye’de varlıklı aileler çocuklarını Avrupa’da okutmak için dünya kadar para ödüyorlar. Burada ki gençlerimiz eğitim fırsatlarını iyi değerlendirsinler. Gençlerimiz sevdikleri bir meslek üzerine meslek eğitimi görsünler. Vatandaşlarımız kendi kültürlerine sahip çıksınlar.
 
 
 

Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv