‘Göçmen öğrenciler eğitimde ayrımcılığa uğruyor’

Gazetehamburg haber sitemizin başlatmış olduğu Zafer Özpolat ile Pazar sohbetlerinin konuğu Hamburg Türk Veliler Birliği Başkanı Azmi Akgül ile göçmen öğrencilerin eğitim sorunlarını konuştuk.

Hamburg 17 Mart 2019 22:54
‘Göçmen öğrenciler eğitimde ayrımcılığa uğruyor’
-A +A

Gazetehamburg haber sitemizin başlatmış olduğu Zafer Özpolat ile Pazar sohbetlerinin konuğu Hamburg Türk Veliler Birliği Başkanı Azmi Akgül ile göçmen öğrencilerin eğitim sorunlarını konuştuk.
 

Röportaj: Zafer ÖZPOLAT
 


Azmi Akgül kimdir?
 
1987 yılında Almanya’ya geldim. Almanya’ya geldiğimde birkaç kelime Almanca bilmeden bazı vatandaşlarımıza Alman kurumlarında yardım etmeye başladım.
 
Almanca bilmeden nasıl yardımcı kurumlarda oldunuz?
 
Ben kendimde Almanca bilmiyordum. Ama el kol hareketleriyle vatandaşlarımızın çalışma dairesi ve Sosyal kurumlarda form doldurmalarında yardımcı oluyordum. Nasıl yaptığımı bende bilmiyorum.  Ama kurumdaki çalışan bize yardımcı oluyordu ,bende vatandaşıma yardımcı oluyordum. Bende belirli bir süre çalıştıktan sonra evlendim ve çocuklar oldu. Kendimi Hamburg Türk Toplumu’nun içinde buldum.
 
Hamburg’a gelmeden önce Türkiye’de ne iş yapıyordunuz?
 
Kendim önce Malatya’da okudum. Eğitimime Gölcükte devam ettim. Alüminyum işlerinde çalıştım. 1980 yılı olaylarında okulu bırakarak Almanya’ya gelmek zorunda kaldım.
 
Almanya’ya geldikten sonra neler yaptınız?
 
Önce Almanca kursu, okul ve her öğrencinin yaptığı gibi çalıştım.
 
 
Şu anda ne iş yapıyorsunuz?
 
Bir Plastik  firmasın da kalite kontrol görevinde üç vardiya çalışıyorum. Üç vardiya çalışmanın avantajı da veli çalışmasında velilerle okula gitmeme yardımcı oluyor.
 
Veliler Birliği başkanlığını kaç yıldır yapıyorsunuz?
 
Şu anda iki yıl oldu. Daha önce Hamburg Türk Toplumu yönetiminde görev yaptım. Benim  kendi çocuklarım dan dolayı eğitim konusu beni daha çok ilgilendirdiği için Veliler Birliğin de rahmetli Mete Duyar yine Rahmetli Gökten Küçük onların desteği ile önce kasacı olarak çalıştım. Yıllar sonra Veliler Birliği başkanlığını 8 yıl yaptım. Sonra başka bir arkadaşa devrettim.  Ben hep Türk ailelere yönelik çalışma yapıyordum. Başkanlığı devrettiğim arkadaşın Türkçe ve Almancası çok güzeldi. Alman kamuoyuna Almanca çalışmalar yaptık. 
 
Hamburg’un yabancı diğer bir deyimle göçmen öğrencilerin eğitim sorunu nedir?
 
Benim yaşadığım Hamburg eğitim sisteminde daha çok akademisyenlerin çocuklarının  liseye(Gymnasium) gittiği  bir eğitim sistemi var. Aileleri ilgileniyor. İşçi ailesinden gelen çocuklarda ilk okul, ortaokul fakat liseye gitme şansı olmayan bir sistem. Ancak bu sistemde  çocukların istek ve arzuları olursa liseye gidip başarılı olabiliyorlar.  Diğer taraftan dördüncü sınıftan liseye gönderilen çocukların ise velilerin desteği ön planda oluyor.  Burada da veliler aktif olursa çocuklar başarılı oluyor.
 
Göçmen ailenin çocuğu ile Alman ailenin çocuğu arasında eğitim eşitsizliği var mı?
 
Son istatistiklere göre Almanya genelinde Göçmen öğrencilerin %19’u diploma almadan okuldan ayrılıyor. Bu rakam ciddi bir rakamdır. Eskiden sınıfta kalma vardı. Şimdi onu kaldırdılar. Şimdi benim gördüğüm yaşadığım çocukları 9.sınıfa kadar sürüklüyorlar.  9 sınıfta imtihana tabi tutuyorlar. Göçmen çocuklara başaramadı damgası vuruyorlar.  Yada şunu yapıyorlar. İlk okul diploması veriyorlar. 9 sınıfa yada 10. Sınıfa devam edemez diyorlar . Çocuğu mesleğe yönlendiriyorlar.
 
Sizin bu açıklamalarınızdan şunu anlıyorum. Ayrımcılık yapılıyor..
 
Evet ayrımcılık yapılıyor. Bakıyor ailede anne ve baba temizlik işçisi  işçi ailenin çocuğu işçi olur izlenimi bende bırakıyor.
 
Göçmen çocuklar eğitimde başka sorunlarda yaşıyor mu?
 
Evet ön yargı ile göçmen çocuklara yanaşıyorlar. Çocukları hiçbir zaman motive etmiyorlar. Ben veli gözü ile bakıyorum. Belki öğretmenler başka göz ile bakabilir.  Bir zamanlar Sonder schule çok aktifti. Çocukları bu okullara gönderiyorlardı. Öğrenme zorluğu çeken çocukların  gittiği  bu okullara gönderiyorlardı. Anne ve baba bu okulların ne olduğunu bilmediği için , benim çocuğum özel okula gidiyor zan ediyor. Son günlerde ben şunu gördüm. Öyle sorunu yani öğrenme zorluğu olmayan çocuğa orada çocuk muamelesi yapıyorlar. Çocuğun motivesini öldürüyorlar. Zekalı bir çocuğa sen hiçbir şey öğrenemiyorsun muamelesi yaparsan çocuk bıkar ve ilgilenmez.  Oysa zekalı bir çocuğa ders verdikçe motive ettikçe  şunu yap bunu yap dedikçe çocuk başarılı olur.
 
Göçmen aileler çocuklarıyla ilgilenmiyor diye yakınmalar öğretmenler tarafından oluyor. Sizce gerçekten böylemi?
 
Yok veliler ilgilenmiyor değil, komünikasyon iyi değildir. Genelde göçmen ailelerde anne ve babalar vardiya çalışanı oluyor.  Zamanları olmuyor olabilir. Okula gidemiyorlar  gitseler de dik durup direktif verdiklerinde daha çok ciddiye alınıyorlar. Size bir örnek vereyim ben bir veli le okula gittim. Randevumuz olduğu halde bize sıkıntı yarattılar. Biz randevumuz var diyerek diretince tamam dediler. Böyle önyargılar var. Benim velilere tavsiyem şudur. ‘Okula gidiniz’
Size bir örnek vereyim. Siz bir terziye gidiyorsunuz. Kumaş beğeniyorsunuz. Terziye ‘Bana güzel bir takım elbise dik’ diyorsunuz. Eğer o, terzi iyi ise çok güzel bir takım elbise diker. Ama terzi iyi değilse ,o kumaşı param parça yapar. Elbise bile çıkamaz.  Aynen bu örnekte olduğu gibi sen tertemiz bir çocuk veriyorsun. Çocuğu öğretmene emanet ediyorsun. Buna öğret diyorsun. Ama o öğretmen ilgilenmiyorsa o çocuğu eğitemez. Çocuğun neye ihtiyacı varsa onu size getireyim. Kitaba mı ihtiyacı var. Siz uzmansınız ben alayım. Alt yapısını ben oluşturayım. Sizde öğretmen olarak eğitin. Bir velinin bu şekilde bakması lazım. Biz zamanında ‘Öğretmenine merhaba de’ kampanyası başlatmıştık. Bir velinin haftada bir gün öğretmenine merhaba diyerek çocuğun neye ihtiyacı var sorusunu sorduğu zaman öğretmenin veliye bir şey söylemesi lazım. İki hafta sonra aynı soruyu tekrar veli sorduğu zaman  öğretmen ya şu veli devamlı soruyor benim veliye cevap vermem için çocuğa bir şey vermem lazım. Anlayışına o öğretmen sahip olur.
 
Anladığım kadarıyla ayrımcılık var
 
Rahmetli Necmettin Erbakan’ın dediği gibi  Kerhen var ayrımcılık
 
Peki bu ayrımcılığın önüne geçmek için başka ne yapmak lazım?
 
Veliler Birliğinde aktif olmamın nedeni ben yeni bir gençlik görmek istiyorum. Ben kaliteli, başarılı bir gençlik görmek istiyorum. Onun için bana gelen her çocuğun peşinden koşuyorum.  Bu gençleri kurtarmamız lazım. Eskiden öğretmenler öğrencileri ile gurur duyardı. Biz hiçbir zaman ilk okul öğretmenimizi unutmayız.  Beş yıl bize o öğretmen ders verdiği için onu unutmayız. Şimdi değişti. Öğretmenler öğrenciyi malzeme olarak görüyor.  Öğretmen diyor ben sekiz saat dersimi veririm. Çıkar gelirim düşüncesine sahip, öğretmenlik kendi başına ayrı bir uzmanlık alanıdır. Kaliteli öğretmenlerde var.
 
Veliler Birliği olarak bu konuda  eğitim kurumlarıyla bir iletişiminiz oluyor mu?
 
Biz yönetime geldikten sonra partilerin tüm eğitimden sorumlu vekillerini ziyaret ettik.  Derneğimiz nedir?
Amaçları nedir? Onları konuşarak anlattık.  CDU’lu vekile şunu söyledim. ‘Çocuklarımızın % 19’u diplomasız okuldan ayrılıyor. Eğer bu çocuklara sahip çıkmazsak, onlara iyi bir eğitim vermezsek onlar ilerde başımıza bela olur. Bu çocuklara yatırım yapmamız lazım. Meslek sahibi yapmalıyız.
Bana o CDU’lu vekil ‘Biz böyle bir şey düşünmemiştik’ dedik

Veliler birliği başkanı olarak çocuğunun eğitim sorunu ile  yaşayan bir aile ile karşılaştığınız oldu mu?
 
Evet oldu. Bir aile aradı. Çocuğuna zeka testi yapmışlar. Ama velinin haberi yok. Veli sonradan öğreniyor. Veli  benim haberim yok diyor. Okul müdürüne söylemiş , müdür paniklemiş.
Bize veli geldi. Beraber veli ile okula gittik.  Baktık ki tüm öğretmenlerin imzaladığı yazıda biz bu test için veliyi bilgilendirdik. Ama velinin haberi yok
Dördüncü sınıfa giden bir çocuğun karnesine de şunu yazmışlar. ‘Özel ders almayı tavsiye ediyoruz’  bir çocuk anlamıyorsa ona ders ver derlerse sorun yoktur.  Ancak İngilizce dersinde çocuğun Almancası iy değil o derste Almanca verirseniz o çocuk İngilizceden mahrum kalır.  Veliler Birliği olarak halen bakanlıkla yazışmalarımız sürüyor.
 
Sizin düzenlediğiniz bilgilendirme toplantılarına neden katılım fazla olmuyor?
 
Bizim velilerimiz eğitimi çok ciddiye alıyorlar. Aynı zamanda kendilerini de bilgilendirmiyorlar.  Öğretmenlere çok güveniyorlar. Sisteme çok güveniyorlar. Sorumluğu direkt karşıya veriyorlar aslında sorumluluk kendilerinde ,eğer kendini geliştirirsen çocuğuna yardımcı olursunuz.  Bir bağımlılığı kurtarmak için bağımlılıktan kurtarmaktan çok  kendini bu konuda geliştirmen lazım ki, ona yardım edesin. Velilerin kendilerini geliştirmeleri lazım.
 
Almanya’da Türkçe Almanca iki dilde ders veren sınıflar okullarda var. İki dilde eğitim konusunda düşüncelerin nelerdir?
 
Süper bir düşünce olarak görüyorum.  Ama ne yazık ki, bizim toplum iki dilde eğitim sınıflarına sahip çıkmıyor. Bu sınıfların eğitimde de başarılı bir grafikleri var.
 
Velilere, öğrencilere ve eğitim kurumlarına mesajınız var mı?
 
Velilere mesajım Veliler çocuğu öğretmene teslim ediyorsa öğretmen ile diyalogu iyi olacak. Toplantılara muhakkak gitsinler. Veliler öğretmenle diyalogu sürdürürse çocuğa da faydası oluyor. Çocuğa öz güven geliyor.
Öğretmenlere de diyorum ki, velilerinize sahip çıkınız. Çocukları velilere şikayet etmeyin çözüm önerin, şikayet ettiğiniz de bazı velilerimiz ters tepki gösterir.
Okul yönetimine ise lütfen ya hepimiz biriz. Almanya çok kültürlü bir devlet, Hamburg çok kültürlü bir şehir  birbirimize sahip çıktığımız zaman, birbirimizden bir şey öğrendiğimiz zaman çocuklarımız, velilerimiz ve okullarımız başarılı olur.
 
Başkanlık süresince duygusal bir an yaşadınız mı?
 
Evet yaşadım. Biz  eskiden sohbet toplantıları yapıyorduk.  İki anne geldi. Biri sorunlu benimle konuşmak istedi. Büroya geçtik. İki anne birbirine bakıyor. O zaman benim telefonumda Al yazmalım filminin müziği vardı. Ben dışarı çıktım. Telefonumda bu müzik çalıyor. İçeri girdim. Baktım ikisi de hüngür hüngür ağlıyor. O anda bende duygusal oldum. Geçmişte yaşadıklarını bana anlattılar. Hüzünlendim.
 Birde  bundan on sene önce  bir veli konsolosluk tarafından bana yönlendirilmiş  bana geldi. Kendisi ile konuştuktan sonra okula gittik. Öğrenme zorluğu çeken öğrencilerin gittiği okula gönderilmiş çocuğun velisi ile beraber okuluna  gittik.  Çocuk arka bir odada bizi gördüğünde gelip ağladı. Çocuğa konuşmaktan başka bir şey yapmadık. Hep kızım sen başaracaksın sürekli dedim.  Kızı okuldan alıp başka bir okula verdik.  Okulda bir Türk öğretmenin desteği ile kız ilk okul diplomasını yaptı. O diplomayı aldığında görüşmeye bende gittim.  Öğretmen anlatıyor kızın başarısını ben ise o anda ağladım. Öğretmen bana döndü ‘Neden ağlıyorsunuz’ dedi
Bende bu kızın dördüncü sınıftaki hali gözüme geldi. Bu çocuğa aptal diyorlardı. Bakın çocuk o kadar kendini geliştirmiş ki,  mutluluktan gözlerim doldu .Dedim. Kız ilk okuldan sonra  mesleğe yönlendirdik.  Onuncu sınıfa geldi. Diploma gününde ‘Azmi amca ben başaramayacağım’ Dedi
Ben başaracaksın dedim. Nitekim  başardı. Diplomayı aldı. Aşçılık okulunu bitirdi. Büyük bir restaurantta aşçılık yapıyor.  Nu iki anıyı unutamam.
 
Üç cümle ile kendinizi nasıl ifade edersiniz?
 
Çocuklar, eğitim, eğitim, eğitim
Etrafınızda sosyal çalışma yapan çok insan var. Bilmediğiniz konuyu birilerine sorunuz.  Muhakkak yardım eden olur.
Fakat sormadığınız takdirde yalnız kalırsınız.
 
Hamburg Türk Toplumu genel kurulunda Hamburg Türk Basın Birliği’nin TGH’ya üye olmasına karşı çıktın. Bir basın derneği üye olamaz mı?
 
TGH partiler üstü siyasi bir örgüttür. Basın özgür olmalıdır. Mesut Sipahi’nin başkanlığı döneminde yaşanan bazı olaylar oldu. Erkan Şahin’nin Atatürk caddesi imza kampanyasında bir basın mensubu bize sormadan yaptığı haberde Atatürk caddesine karşılar diye haber yaptı
  Bizim düşüncemiz şudur. TGH  ve üye derneklerin bir görüşü vardır. Eğer Atatürk ismi kullanılacaksa  küçük bir caddeye isim verilmesini yakıştırmıyorum. Hiç kimse ile konuşmadan , hiçbir örgütün fikrini almadan vay bak bunlar karşı demeyi ben kabul etmiyorum. Basın mensubu bir arkadaş  Atatürk caddesine karşılar diye haber yapmış, ben bu basın mensubuna neden bizimle konuşmayıp bizimde fikrimizi almıyorsun tek taraflı haber yapmışsın dedim.
Mesut Sipahi’nin yapmış olduğu açıklamaya da şok haber diye vermiş
Düşün bu basın mensubu Hamburg Türk Toplumunun yönetiminde olsa bunu yapar mı? Yapamaz.
Dernek olarak sorunlarını içimizde dile getirmek istiyorlarsa TGH içinde olabilirler ama özgür çalışmaları için bu biraz zor olur. Onun için ben basın derneğinin TGH bünyesine  girmesine karşıyım. Halen de bu konuda fikrim değişmedi. Basın derneğine üye bir basın mensubu TGH'yı nasıl eleştirebilecek size soruyorum
 
Verdiğin bilgiler için teşekkür ederim
 
Bende size teşekkür ediyorum. Bu Pazar sohbetleri serinizi çok beğeniyorum. Başarılar diliyorum.
 
 
 
 
 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv