'Bizden sonraki nesillere dilimizi en iyi aktaran tiyatrodur.'

Gazetehamburg röportajlar serisinin konuğu Hamburg İstasyon Tiyatro Grubu kurucusu tiyatro sanatçısı Olgay Sadak ile tiyatro özerine söyleyişi de bulunduk.

Hamburg 14 Şubat 2019 01:38
'Bizden sonraki nesillere dilimizi en iyi aktaran tiyatrodur.'
-A +A

Gazetehamburg röportajlar serisinin konuğu  Hamburg İstasyon Tiyatro Grubu kurucusu tiyatro sanatçısı Olgay Sadak ile tiyatro özerine söyleyişi de bulunduk.
 
Röportaj Zafer Özpolat



Olgay Sadak kimdir? Sizi tanıyabilir miyiz?
 
Olgay Sadak ,Almanya’ya çeşitli ideallerle gelmiş , o ideallerin bir kısmını yerine getirmiş kaderin cilvesiyle yaklaşık 50 yıldır burada yaşayan herkes gibi bir insandır.  İstanbul doğumluyum. Tahsilimi Ankara’da yaptım.
 
Tiyatro ile tanışmanız nasıl oldu?
Neden tiyatro?
 
Bu tiyatro sevgisi okul yıllarında başladı. Benim dayım gazeteciydi, ona tiyatro bileti gelirdi. Kendisi gitmediği zaman eşe dosta verirdi. Bana da verdi. Bende tiyatroya gittim. Bende ki, tiyatro aşkı o zamanlar dayımdan aldığım biletlerle tiyatroya gitmemle başladı.
Hamburg’a geldiğim zaman da 1989 yılında dernek içerisinde o zamanlar korumuz vardı. Çalışma yapılmamız istendi. Bende eşim ile beraber tiyatro grubu kuralım dedik. Konsept yazdık. Bir kaç arkadaş destek verdi. 28 Şubat 1989 yılında tiyatro grubunu kurduk. 1989 yılından bu yana 30 yıldır o gün bugün tiyatro yapıyoruz.
 
Tiyatro grubunuzun adı İstasyon neden İstasyon?
 
İsim arayışındaydık. Uzun araştırmalar sonunda İstasyon oldukça bize cazip geldi. İstasyon herkese açık herkesin gelip gideceği bir yer düşündük bu ismi,  bizimde tiyatromuzda prensibimiz kimseye sen gelmesin ,sen giremezsin deme hakkımız yok. Herkese açığız. Halen bu prensibimiz devam ediyor. Yalnız tiyatronun bir kaidesi vardır. Ona uymak zorundadır. Bizim prensiplerimizle çağrıştığı için istasyon dedik. İstasyonda da herkese açıklık var. Herkesin girebileceği yer. Belli kaidesi vardır. İçki içmeyeceksin, raylara girmeyeceksin bu gibi özellikleri bizim prensiplerimizle özdeştiği için bu adı koyduk diyebilirim. Abartısız bir rakam söyleyeyim tiyatromuzdan 300 kişi gelip geçmiştir. Gelen insanlar şöyle bir uğramak değil, şöyle bir parça işin ucundan tutmuş  çeşitli sebeplerden dolayı ayrılmak zorunda kalmış arkadaşlarımızdır. Bugüne kadar iki üç kişi hariç kimseyi aramızdan biz seninle aynı ortamda bulunmak istemiyoruz demedik.
 
Eşiniz tiyatro yönetmeni tiyatro sanatçılığınıza  eşinizin size etkisi oldu mu?
 
Eşimle ben bazı konularda hem fikir olmayabiliyoruz. Bazı konularda birbirimizi eleştiriyoruz. Ama tiyatro konusunda aşağı yukarı aynı fikirdeyiz. Ne ben onu teşvik etmişimdir. Nede o beni teşvik etmiştir. Biz burada iznimizi ekim ayında ayarlıyoruz. Çünkü o ay  tiyatro sezonu açılıyor. Aşağı yukarı iki üç gün bütün tiyatrolara gitmeye çalışıyoruz. Bir çok yazar ve tiyatrocu arkadaşlarla dostluklarımız oldu. Şunu söylemeden geçmeyeyim. Biz oyunlarımızı seçerken telif hakkına çok dikkat ediyoruz. Emeğe saygı bizim için çok önemlidir. Eğer bir kitap dan sahneye uyarlama yapacaksak o kitap sahibinden muhakkak izin isteriz.
 
Olması gereken bu değil midir?
 
Tabi iki, uyması gereken odur. Fakat biz yazarların kendilerinden duyuyoruz. ‘Bakıyorum, benim oyunumu oynamışlar .Bana Sormadılar’ diyorlar. Böyle şeyler hoş değildir. Mesela Aziz Nesin’in oyununu oynadık. ‘Aynalı aynasızlar’ bu oyunumuz Aziz Nesin’in bir hikayesinden esinlenerek yaptık. Aziz Nesin Vakfına bağış yaptık. Bizim çalışma prensibimiz bu şekildedir. Biz 1989 yılında başladığımızda hiçbir tiyatro tecrübemiz yoktu. Direkt bir sahne tecrübemiz yoktu.
 
Sahne  ile tanışma tarihiniz 1989 diyebiliriz.
 
Evet , o zamanlar burada araştırmalar yaptık. Burada kim tiyatrocu var diye.. Kendisini tiyatrocu tanıtan arkadaşlarımızı bulduk. Onlarla doğaçlama çalışmaları yaptık. Aşağı yukarı iki yıl sürdü. Bir sahneye çıkak için iki yıl sabır etmek kolay değil.
 
İlk oyununuzu hangi yıl sahnelediniz?
 
1991 yılında yaptık. ‘Başbakan deli’ adlı oyunumuz. Muzaffer İzgü’nün bir hikayesinden esinlenerek yaptık.  İlk yazdığımız oyundur. Çok imkansızlıklar içinde oynadık. Işıkları  hafta sonu kiraladık. Hamburg seyircisine teşekkür etmek lazım. Onlar bize sağ olsun destek verdiler. O desteği, o  alkışı almazsak bırakırdık işi
 
İstasyon tiyatro grubu olarak kaç oyun oynadınız?
 
28 oyun oynadık.
 
Bu oyunlar içerisinde sizi etkileyen oyun var mı?
 
Ben hepsinde oynamadım. Ama hepsinde görev aldım. Hoşuma giden oyunlardan bir tanesi  müşterek prodüksiyon olan Talat Yurt sever ile yaptığımız ‘Bir göç resimleri’ adlı oyun. Bende çok iz bırakan oyun oldu. Oyunda fazla konuşma yoktu. Dans içerisinde olan bir oyundu.
 
Bu oyunda hangi rolü oynadınız?
 
Göçe giden baba rolündeydim. Türkiye’den çıkarken , aileden ayrılırken  Almanya’ya gelerek burada gece hayatına katılan ,daha sonra ailesini getiren izine giderken kaza geçiren bir çocuğu uyuşturucu belasına düşmüş gibi bir çok konuyu ele alan sonunda vefat ettiği zaman etrafındaki insanların en sonunda ona Alman vatandaşlığını vermesi bir heykeli dikilip eline alman pasaportunu tutturmaları konusunu içeriyordu.  Oradaki baba rolünü oynamıştım çok etkilenmiştim.
 
 Sahnede duygulanıp ağladığınız bir an oldu mu ?
 
Esasen ben arkadaşlarımın başarısı beni çok etkiliyor. Onları başarılı bulduğumda duygusallaşıp ağladığım oluyor. Oyun sonunda onların alkışlanması beni çok duygulandırır. Tiyatro zaten müşterektir. Bizde zaten başrol gibi bir düşünce yoktur. Bir yemeği ortaya koyduğunuz zaman tuzu eksik olduğu zaman bir tadı olmayabiliyor.
 
Size göre tiyatro nedir?
 
Tiyatro günlük yaşamımızın sahneye aksetmesidir.
 
Tiyatro mu? Sinema mı?
 
Ben tiyatro derim.
 
Neden?
 
Tiyatro’da seyirci ile karşı karşıyasınız. Hiçbir şekilde değiştirme şansınız yok. Oraya çıktığınız zaman sorumluluk sizdedir. Sinema da böyle değildir. Bazı filmlerde rol aldım. Olmadı birkaç defa o sahneyi çekerler. Tiyatro’da aldığınız rolün hakkını vereceksiniz. Vermediniz mi .. trak olursunuz. Yani diliniz sürtüşür. Yanınızdaki arkadaş sizi  tekrar oyuna sokabilir. Bunu biz çok yaşadık. Arkadaş teksi unutursa yanındaki arkadaş onu oyuna sokabilir.
 
Sizin sahnede teksi unuttuğunuz an oldu mu?
 
İnan çok oldu. Doğaçlama ile kurtarırım. Benim ezberim o kadar iyi değildir. Doğaçlama ile kurtardığım an oldu. Seyirci bunu fark etmiyor. Manada değişmiyor. Mesela tahalia tiyatroya gidiyoruz. Orada da var. Oyuncu o anda teksi unutuyor. Ama onların Suflörü var.
 
Suflör nedir?
 
Sahnenin önünde oturur. Unutan oyuncuya unuttuğu bölümü gösterir. Bu durum profesyonel oyuncular içinde geçerlidir. Tekst unutabilirsin.
 
Oyunculuğun belli bir kriteri var mıdır?
 
En önemli şey sürekliliktir.  Bize gelen arkadaş beklenti içinde olmamalıdır. Yani ben geldim. Yarın sahneye çıkacağım.  Herkese bir rol vereceğiz diye  kadro şişirmeye gerek yoktur. Gelen arkadaşın sahneye adapte olması gerekir. Yeni gelen arkadaşlar sahneye çıktığında bacakları titrediğini biliyoruz. Onun haricinde zamanında gelmesi lazım. Niye diyeceksiniz  Mesela bir koroda onu bekleyemezsin. Bir kişi eksik oldu mu onun açığını diğeri kapatır. Fakat  Sizin oyununuz var. Ben geldim siz yoksunuz .. Ben oyunu kimle yapacağım.
 
Siz Tiyatro mutfağının neresinde kendinizi görüyorsunuz?
 
Temizlikçisinden tutun en kademesindeki kişide bile kendimi görüyorum. Verilen her görevi yapıyorum.
 
Tiyatroda hedefiniz nedir?
 
Bundan sonraki hedefimiz gençlerin tiyatroya sahip çıkmasıdır  Benim için en büyük zevk budur. Tiyatro’da 30 yılı doldurduk. O sizin bir çocuğunuz gibidir. Onu emin ellere teslim etmeniz lazım.
 
Tiyatro’da ki genç yeteneklere tavsiyeniz nedir?
 
Bizler daha başka onlar daha farklı düşünüyorlar. Tiyatro sabır ve zevk veren bir iştir. Sahne tozunu yutmak gerekiyor. O ortam bir aile ortamı gibidir. İnanın biz hakikaten bir aileyiz. Bu aile içinde herkesin bir görevi vardır. Herkes birbirine saygılıdır. Hiyerarşi bizde yoktur. Ben hiçbir zaman ben bilirim diye bir iddiam yoktur. Her tiyatrocu arkadaş için ben bunu patent olarak görmüyorum. Bazı yerlerde vardır belki, âmâ bizde yoktur. Hevesi olan kişinin bu ortama girmesi lazım. O ortama girdiğinde kendisini belli eder.
 
Hamburg’da bir çok tiyatro grubu var. Siz İstasyon grubu olarak diğer gruplardan farklı bir özelliğiniz var mı?
 
Çok zor bir soru, ben buna cevap vermezsem daha iyidir. Sonuçta bir emek var. Arkadaşlarımız hepsi bir emek veriyorlar. Bizim başka bir tiyatro grubunu eleştirmek haddimize düşmüş değildir.
Rekabetten kalite yükselir. Oyunlarına giderek destek vermeye çalışıyoruz.
 
Yeni bir oyun çalışmanız var mı?
 
Var.
 
Oyunun konusu nasıl?
 
İsmi sürpriz olsun. Mayıs ayında seyirci ile buluşacak. Konu Masalımsı bir oyun. Masalda prenses vardır, Uyuyan güzel vardır, Kırmızı başlıklı kız var. Biz bunları canlandıracağız. Onlar masaldan çıkıp gerçek dünyaya dönecekler. Yazarımız Zeynep Kaçar yazıyor.
 
Hamburg’da tiyatro seyircisini nasıl buluyorsunuz?
 
Ben onu üç kategoride tanımlıyorum. Birincisi hakikaten tiyatroya gidip seyreden seyirci olarak görüyorum. İkincisi benim akrabam oynuyor. Ona gideyim diyen seyirci grubu, Üçüncüsü derneğimiz böyle bir şey yaptı gitmemiz lazım diyen seyirci grubu.. Orada bir eleştiri yapmak istiyorum. Biz salona içecek sokmamaya çalışıyoruz.  Biz oyunumuzu saat sekizde demişsek. En geç 8.05 ‘de kapılar kilitlenir kimseyi almayız.
 
Ben bir gün oyununuza geç kalmıştım .Kapı açılmamıştı. Geri dönmüştüm.
 
Bizde prensip budur. Zamanında gelinecek. Tiyatroda hangi tiyatroya giderseniz gidiniz. Hepsi zamanında başlar. Burada saat sekizde başlanacak tiyatroya saat 8.30 içeriye seyirci giriyor. Biz bunu alışkanlık haline getirdik. Bizim seyircimiz bunu biliyor. Biz kimseye yer ayırmayız. Ön sıraları protokol ayırmak  bizde yoktur.
 
Türkiye’de ki tiyatro ile buradaki tiyatro arasında fark var mı?
 
Türkiye’de daha çok profesyonellik var. Eğitim görmüş tiyatrocular var. Bizde eğitim almış tiyatrocular azdır. Benim eşim gazetecidir. Ben eşimi rejisör olarak yumuşak görüyorum.
 
Rejisör olmak sert olmak mı?
 
Evet öyle olmalıdır.  Mesela Talat Yurt sever oldukça serttir. Şunu da söyleyeyim bizim bu işte maddi beklentimiz yoktur. İlk başlarda Kültür dairesinden destek aldık.
 
Neden Kültür Dairesinden destek almıyorsunuz?
 
Anadil konsepti kabul görmüyor. Siz iki dilde bir şey yapmalısınız dediler O zaman size destek veririz dediler. Bizde televizyona çıktık  bu kültür  Dairesi bizden kebap götür getir bekliyor. Lahmacun götür getir bekliyor. Dedik İpler koptu. Zaten yabancı gruplara verdikleri para çok cüzi bir paradır. Artık konsept vermiyoruz.
 
Tiyatro severlere mesajınız var mı?
 
Tiyatroya desteklerini eksik etmesinler. Hamburg içerisinde desteklenmesi gereken bir sanat dalıdır. Bizden sonraki nesillere dilimizi en iyi aktaran tiyatrodur. Çocuklarımıza sevdirelim.  Oyuncu arkadaşlarımız rollerini iyi yapsınlar. Maddi beklenti içerisinde olmasınlar. Kazandığımız paralarla cihazlarımızı alıyoruz. TGH salonundaki o ışıkları biz yaptık. Oranın tesisatını biz yaptırdık. Kendi imkanlarımızla hepsini yapıyoruz.
 
Bazı Tiyatro gruplarının oyunlarında küfür ve hakaret var. Küfür ve hakaret tiyatroda olmalı mıdır?
 
Uzun yıllar tiyatro seyretmiş birisiyim. Tiyatro da küfür ve hakaretin yeri yoktur. Tiyatro eleştirir. Hakaret etmez. Eleştirmek kibar bir dille esprili bir şekilde olur. Birilerini aşağılamak hakaret etmek son günlerde moda haline gelmiş  yanlıştır. Küfür olduğu zaman seyirci  gülüyor. Aslında gülünecek bir şey yoktur.  Sen küfürle ortaya çıkarsan bu hoş bir şey olmaz. Biz oyunlarımızda mümkün olduğu kadar çocuk almıyoruz. Tekst icabı bazı olabiliyor. Ama eşim bunları atmaya çalışıyor. Argo kelimeleri genelde azaltıyoruz.  Tiyatro yaşamın sahneye aktarılmasıdır.
 
Verdiğin bilgiler için teşekkür ederim
 
Ben teşekkür ederim
 
 
 
 
 
 
 
 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

CHP'nin başına kim gelmeli

CHP'nin başına kim gelmeli

  • Kemal Kılıçdaroğlu : 4 Oy (%19)

  • Muharrem ince : 17 Oy (%81)

Duyurular
Arşiv