Cezmi Ancil

Tarih: 27.04.2019 14:48

Misket Çocuklar

Facebook Twitter Linked-in

Çocuk biraz utangaç biraz korkuyla iki büklüm duvarı süzülüp arka taraftaki ceviz ağacının dibine çömeldi.
Sırtını ağaca yaslayıp etrafına bakındıktan sonra gözlerinden iki misket düşürdü avuçlarına, rengarenk misketler İçine baktı gökkuşağı gibi ,hem deniz hem gökyüzü var içinde yemyeşil ovalar, ormanlar…
ürkerek tekrar bakındı  etrafına..
Diğer miskete baktı simsiyah kapkaranlık. yıldızlar o kadar ufak ki , hiç aydınlatmıyor gökyüzünü,  ay da yok bu yüzünde  bir boşluk gibi..
Çocuk yüzleri görür gibi oldu  boşlukta süzülüp giden birkaç damla yağmur düştü avcuna çocuğun misketine düştü tekrar göğe baktı İçini bir hüzün kapladı.
Büyükleri hep “kötülerden ve kötülüklerden sana sığınırım“ derdi ya , avuçlarını açıp gökyüzüne bakıp yüzlerinde merhamet  dileği , ‘Niye korumadın beni, bizi niye? ‘ biz daha yeni doğmuş bebekler gibiydik oysa tertemiz masum…
Sonra aklından sildi , sitemi. Korktu biraz da utandı. Tekrar dizlerinin arasında büzüşüp misketlerine baktı.
Ne kadar vakit geçti bilemedi. Umurunda da değildi ,Kimse umurunda değildi. Kimse umursamadı bile.
Gökyüzü boşluğu gibi uçup gidercesine derinliklere bir hayal geçer gözlerinin önünden hayal, ne güzeldir hayal etmek.
Hülya da denir ya adına bir kadın ismi vermişler güzel şeyleri düşünebilme arzusuna.
 Bir ana olma özelliğinden olsa gerek belki de ,Doğuran ve koruyan, bağrına basan, Vücudundaki besini onunla paylaşan ,doğa gibi  toprak ve yağmur gibi hava almak hayallerinde hülyalara dalmak çocukça gökyüzünün boşluğunda uçan çocuklarla birlikte yeni bir dünya ararcasına.
Aklından hülyaları da sildi. Misketlerine baktı yeniden avuçlarını açıp  yağmur düşmedi bu kez avuçlarına , gitmiş olmalı çocuklar dedi kendi kendine korkarcasına baktı gökyüzüne, birkaç yıldız olsa bari ben gidersem eğer diye düşündü.
Yıldız….O da bir kadın, bir ana, bir ışık , aydınlık,   saçarcasına  bir nur kadın ismi.
Bir ana nur ana mı , ister çocuk korkunca, göğsüne sığınmak için olsa galiba korktuğunu belli etmezcesine babaya ,yüzündeki hüzün misketlere düştü  gökkuşağında renk oldu.
‘Bizim olsun misketlerdeki bir renk’ dedi. Bütün çocukların ayrımsız bütün çocukların.
Kötülüklerin rengi olmasın misketlerde diye düşündü ve avuçlarındaki misketleri göğsünde sildi.
etrafına tekrar bakındı.
Misketleri gözlerine geri koydu.
Dünya simdi daha güzel, hayal gibi.
Gökyüzü daha aydınlık.
Yıldızlar parıldıyor gülümseyerek.
Ay göz kırptı.
Biran yüzüne ay düştü ,sevindi…Gülümser gibi oldu.
Sonra tekrar bir damla düştü yüzüne.
Utandı, korktu.
Yine büzüştü duvar dibinde.
Misketleri çıkarmadı gözlerinden.
Gözleri kapandı usulca.
Kapıldı karanlıkta uçmanın korkusuna.
Ben daha çocuktum….
 
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —