TRUMP’un, doğrudan ABD tarafından, bağımsız, BM üyesi bir ülke olan Venezuela’nın halk tarafından seçilmiş Devlet Başkanı Maduro’nun yerin altındaki askerî sığınak konutundan, askerî bir hareketle yatağından alınıp, maymun gibi bağlanarak eşiyle birlikte ABD’ye götürülmesi kabul edilecek bir şey değil.
Ama işte bunu, 1823 yılından beri “Orta ve Güney Amerika’yı arka bahçesi gören” sadece ABD yapabiliyor.
Maduro’nun siyasi ahlakı tartışılabilir.
Belki de halkı tarafından Mussolini gibi ayaklarından asılması gereken biri de olabilir.
Böyle de olsa; aslında Venezuela halkının, başkanlarının kaçırılmasına karşılık olarak Caracas’taki ABD Büyükelçiliğini işgal edip personelini esir alması gerekirdi.
Aslında beklenen ve olması gereken bu iken; olmadı işte.
Dünden beri kitaplığımdan indirdiğim, ABD’li gazeteci-yazar William Blum’un 2003 yılı baskılı “Haydut Devlet” kitabını inceliyorum.
ABD’nin değişik ülkelerde yaptığı suikastler, darbeler, cinayetler… Öyle ki; Eylül 1970’te Laos’ta yürüttüğü **“Kuyruk Yıldızı Operasyonu”**nda, ordudan kaçan ve bir köye sığınan iki askerini öldürmek için köyün üzerine, 1930 yılında Almanların geliştirdiği “Sarin” (sinir) gazını kullandığını öğreniyorum.
Bosna Savaşı’nda Yugoslavya üzerinde kullandığı salkım bombalarının Adriyatik Denizi’ne düşüp patlamayanları, ileride pek çok İtalyan balıkçının da ölümüne neden olacaktır.
Sarin gazı, elbisenin üzerinden bile vücut tenine ulaşıyor ve vücudun kasları kontrol mekanizmasını etkilediğinden, insanın korkunç şekilde ölümüne neden olabiliyor.
ABD, iki kaçak askerini ölümle cezalandırmak için yüzlerce Laos köylüsünü de Sarin gazı ile öldürüp katlediyor.
Kitaptan; ABD’nin dünyanın değişik ülkelerinde, özellikle II. Dünya Savaşı’nın bitimiyle 1945 yılından sonra bu tür cinayet ve suikastlere hız verdiğini öğreniyorum.
ABD, bu cinayet ve suikast teşkilatını, NATO’nun kuruluşu ile üye yaptığı NATO ülkelerinde, güya komünizmle mücadele kılıfına büründürüp “Gladio” adıyla işlerlik kazandırıyor.
CIA, 1950’li yıllarda Almanya’da herhangi bir Sovyet işgaline karşı ilk hamlede 200 sosyal demokratın ve 15 komünistin ölüm listesini bile hazırlamış.
Bir insanın “âlim, Nobel Barış Ödüllüsü ve savaş suçlusu” olup bu üç mesleki sıfatı bir arada barındırabilmesi için ABD’li Dışişleri eski Bakanı Henry Kissinger olması gerekiyor.
Bekleyelim! Bakalım sırada kim var?
Bir NATO ve AB üyesi bir ülke olabilir mi?
Yazar William Blum kitabında soruyor:
ABD’nin suikast, darbe ve cinayetlerini, bunları işlediği ülkelerin adlarını ve yıllarını sıraladıktan sonra da soruyor:
“Haydut devlet hangisi? Küba, Kuzey Kore, İran, Suriye mi; yoksa ABD’nin ta kendisi mi?”
Yazar William Blum bu sorusuna yanıtı da yine kendisi veriyor:
“Suikastler, işkenceler, toplu kıyımlar, hükümet darbeleri, kitle imha silahı kullanımı… Tabii, her şey özgürlük ve demokrasi için!”
İnsan sormadan edemiyor; insanlığın sonu da olabilecek şekilde dünyayı III. Dünya Savaşı’na doğru götürmek isteyenler mi var?
Tüm dostlarımın yeni yılını kutlar, bol sağlıklı ve öncelikle kendileriyle barışık olup çevrelerinde de barış dilerim.
İçten sevgi ve selamlarımla.