'Mutluluk sana gelmiyorsa sen mutluluğa doğru koşacaksın'

Magazin 15 Kasım 2021 21:42
Videoyu Aç 'Mutluluk sana gelmiyorsa sen mutluluğa doğru koşacaksın'
A
a

Can Kuzgun, 1996 Kars doğumlu çiçeği burnunda bir oyuncu adayıdır. Henüz dokuz yaşındayken hikâye, roman ve tiyatro üzerine yazılar yazmaya başlamış ve hedefindeki ciddiyeti kısa süre sonra çevresine kanıtlamıştır. Küçük yaşta kendisi için çizdiği yolda adım adım ilerlemeye devam ederken, gençlere örnek bir isim olan sevgili Can Kuzgun ile röportajımız…



Röportaj: Yeşim Değer Üstünkaya


Can Kuzgun, 1996 Kars doğumlu çiçeği burnunda bir oyuncu adayıdır. Henüz dokuz yaşındayken hikâye, roman ve tiyatro üzerine yazılar yazmaya başlamış ve hedefindeki ciddiyeti kısa süre sonra çevresine kanıtlamıştır. Küçük yaşta kendisi için çizdiği yolda adım adım ilerlemeye devam ederken, gençlere örnek bir isim olan sevgili Can Kuzgun ile röportajımız…


Kendinizi bize kısaca tanıtır mısınız? 
Can Kuzgun. 1996 Kars doğumluyum. Yedi kişilik bir ailede büyüdüm. Beş kardeşin en küçüğüyüm ve İstanbul’un Kartal ilçesinde ikamet etmekteyim. Dizi ve tiyatro oyuncusuyum.


Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?
 

Hedefimi belirlediğimde henüz dokuz yaşındaydım. Aklımın bir köşesine yazmıştım, oyuncu olacaktım. Bunun yanı sıra şarkıda söylemek istiyordum. Resme olan ilgimden dolayı ressam olmakta… Tiyatro sahnesinin muazzam ışıklarının altında oyun sergilemekte… Kısacası sanatın her dalında olmak istiyordum. Defterlerime hayalimde kurduğum dizi- tiyatro senaryoları yazıyordum. Dokuz yaşında bir çocuk olarak adını tam olarak koyamıyordum belki ama sanat adına sürekli üretmek istiyordum.

 
Oyunculuk yapmaya karar verdiğinizde en büyük destekçiniz kim oldu? 

“Ben tiyatro oyuncusu olmak istiyorum” dediğimde, en büyük destekçim annem oldu. Çünkü hayallerimin olduğunu biliyor ve çocuk yaşta olmama rağmen bana inanıyordu. Ben sanki bu dünyaya sanat yapmak için doğmuştum. Böyle hissediyor ve bende kendime inanıyordum. Dokuz yaşında verdiğim kararın arkasında durdum ve sanatçı oldum. O yaştaki çocuğun hayalleri büyüyene kadar değişiklik gösterir ama beni durdurmayan ilahi bir güç müydü yoksa kendime olan inancım mı, bilemiyorum. Sanırım ikisi de…
 

İlk tiyatro oyununuzu kaç yaşında ve nerede oynadınız? Oynadığınız oyunda hangi karakteri canlandırdınız ve ilk deneyiminizde ne hissettiniz? 

Henüz on dört yaşındayken Âşık Veysel’i anlatan tiyatro oyununda oynadım. Âşık Veysel’i oynuyordum… Yoğun duygular hissettiğim, hayalini kurduğum yerdeydim. “Ben sahnede olmalıyım” demiştim ve hayalimin arkasında durdum. Hayata bir kez geliyoruz ve hayallerimizin peşinden koşmamız gerektiğine inanıyorum.
 

Hiç tiyatro metni yazdınız mı, böyle bir hayaliniz var mı? 

Salih Bozok, “Mustafa Kemal’im” isimli tiyatro oyununun hem yazarı hem başrol oyuncusuyum. Hem yazıp hem oynadığım oyun ilk kez Kartal’da sahnelendi. Atatürk’ün en yakın arkadaşıyla yaşadıkları zorluklar, yaşam mücadelesi, yokluk ve acıyı epik bir anlatımla sahnelediğim oyunumun gördüğü ilgi benim için gurur kaynağıdır.
 

Sinema dizi ve tiyatro üçlüsünde en mutlu olduğunuz, size en çok keyif veren sanat dalı hangisi? 

Bu üçlünün perde arkasına bakmamız gerektiğini düşünüyorum. Çünkü keyif ve mutluluk orada. Sözüm meclisten dışarı, tiyatroda ne yazık ki yönetmen ve oyuncu egosu olabiliyor. Sahnede yaptığınız ufak bir hatadan dolayı azar işitebiliyorsunuz. Oysaki kusursuz iş yoktur. İnsanlar gerçek hayatta kusursuz olamayacağı gibi sahnede de mükemmel olamayabilir. Yönetmen kişisel gelişimini tamamlayamamış, kendini geliştirememişse (ki) bu nedir? Hayatın şifresini çözememiştir. Az evvel belirttiğim yaşamın şifresine örnek… Ben tiyatroda oyunumu sergilerken müzik yönetmenimin hata yapmaktan korktuğunu hissettiğimde ona, “İstediğin kadar hata yapabilirsin hiç önemli değil, ben bir şekilde toparlarım,” dedim. Böyle olunca ne oldu, karşımdaki insan rahat bir nefes aldı ve kusursuz bir iş çıkardı. Bizi biz yapan hatalarımız insan olduğumuzun kanıtıdır. Hata yapma korkusu, azar işiterek rezil olma durumları maalesef insanı tiyatro oyunculuğundan soğutabiliyor. Oyuncu sahneye çıktığında eli ayağı titriyor, rolüne odaklanamıyor ve repliğini unutabiliyor. Bütün bunların olmaması için stressiz bir yönetmen ve ekiple çalışılması gerekir. Benimle çalışan kişilerde bu sorun hiç olmaz. Çünkü mutludurlar. Hep birlikte çok eğlenir güleriz. Kamera karşısında ise hata yapma lüksünüz daha fazladır. Teknolojinin faydaları diyelim… Çekimler tekrarlanabilir. Ben sanat dalının her türünden keyif alırım. Yeter ki karşımdaki kişi anlayışlı olsun.
 

Oyunculuk dışında otizm öğretmenliği yaptığınızı da duydum. Özel Eğitim Öğretmenliği diğerlerine nazaran daha zor bir branş, siz özel eğitim bölümünü seçmeye nasıl karar verdiniz? 

Pandemiden dolayı sizin de bildiğiniz üzere tiyatrolar kapandı. Sanatçılar olarak sanatsal faaliyetlere ara verilmek zorunda kaldık. Turnelerim iptal edildi. Bende, “Ne yapabilirim,” diye düşünmeye başladım. Çünkü insan başkasına değil, kendisine muhtaçtır. Bende özümdeki potansiyelleri keşfe çıktım. Bu dünyaya niçin geldim? Bana bahşedilen yetenekler neler? Oyunculuk dışında ne yapabilirim? Bu dünyaya gönderiliyorsanız eğer naçizane fikrim, yetenek ve potansiyellerimiz olduğu içindir.  Olaylar karşısındaki sakinliğimi fark ettim. Özellikle de ses tonumun sakinliğimden doğan yatıştırıcılığını… Çözüm odaklı olabildiğimi, düşünebildiğimi, hayatı sevdiğimi ve hayatın şifresini çözdüğümü fark ettim. Yaşam şifresi, yaşadığımız gezegen  mutsuzluk ve kötülük üzerine kurulduysa eğer, bizde bunu bilerek yaşamalı ve kendimize mutlu olmayı aşılamalıyız. Kendimizi iyi hissetmeli, sevdiğimiz işi yapmalı, sevdiğimiz insanlarla olmalı ve hayattan keyif almalıyız. Mutluluk sana gelmiyorsa sen mutluluğa doğru koşacaksın. Bende öyle yaptım. Psikolojiye olan yatkınlığımın farkına varmıştım. Herhangi bir eğitimim yoktu. Okulunu da okumamıştım. Özel Eğitim Öğretmenliği bölümü, tıp puanı kadar yüksek bir bölüm. Aynı şekilde psikoloji de öyle… Otizm genetik, psikolojik bir rahatsızlıktır. İlk olarak atipik otizm septumla ilgilenmek istedim. Atipik otizm, hafif otizm anlamına geliyor. “Çocuklarla başlamalıyım,” diye düşündüm. Herkes bana, “Eğitimin yok. Bu mesleğin eğitimini almış olan öğretmenler iş bulamıyor. Sen psikolog değilsin, nasıl alacaklar seni işe?” diye söylemlerde bulundu. Tüm karşı çıkanlara rağmen yine de vazgeçmedim. Çünkü kendimden emindim. Görüşmeye gittim. Kendimden bahsetmeye başladığımda tiyatro sanatçılığını yapıyorsam eğer bu mesleği de yapabileceğimi söylediler. Tiyatro sanatçılığı benim referansım oldu. Bir süre özel çocuklara öğretmenlik yaptım. Hayat normale dönmeye başlayınca oyunculuğa geri dönmem gerekti. O özel çocuklarla geçirdiğim zamanlar belki de hayatımın en özel anlarıydı.
 

Melek Baykal ve Nevra Serezli gibi usta isimlerle çalışan bir organizasyon şirketinden gelen turne teklifini reddetmişsiniz, anlatmak ister misiniz? 

Özel bir nedeni yok. Sadece kariyerime farklı projelerle devam etmek istedim. Turneden ziyade farklı işler yapmayı tercih ettim. O yüzden de tekliflerini geri çevirme gereği duydum.


Bize rol aldığınız internet dizisinden ve dizideki rolünüzden kısaca bahseder misiniz? 

Rolümü söylememem konusunda sevgili yapımcımız Göksu Başaran tarafından uyarıldığım için bu konuda sessiz kalacağım. Seyirci diziyi izlerken şaşırmalı ve büyülenmeli. Konusunu bilmeden izlediğiniz bir filmin sahnelerini izlerken aldığınız tat bir başka oluyor. Haklı olarak da yapımcılar tarafından işin büyüsü kaçsın istenilmiyor. Dizini adı, “Koza.” Daha önce denenmemiş bir proje ve izlerken size de sürpriz olsun)) Bir ilke imza atılıyor ve ben bu projede olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
 

Canlandırdığınız son karakterin size benzeyen yönleri var mı? 

Oynadığım karakter, zoru yani iyi insan olmayı başarabilmiş bir kişilik. Bende öyleyim, her zaman için iyilik ve sevgiden yanayım ve bu yönümü çok seviyorum.
 

İdolüm diyebileceğiniz sanatçılar var mı? İzleyici olarak sizi ne etkiler? 

İdol olarak gördüğüm kişiler zaman zaman değişebiliyor ama sonsuz sevgim baki olarak kalıyor tabii)) Cate Blanchett’in egodan uzak tavırlarını, Kate Winslet’in salon filminden ziyade gerçek hayatı anlatan festival filmlerini tercih etmesini, Charlize Theron, Sandra Bullock, Rachel Weisz, Melissa McCarthy’nin kendi filmlerini üretmelerini seviyorum. Türk oyuncularımızdan Halit Ergenç çok iyi bir oyuncu. Meryem Uzerli’ nin sektörde nitelendirdiğimiz, “Canavar gibi oynuyor” tanımını hak eden oyunculuğunu seviyorum. Güven Hokna ve Halil Ergün’ü beyazperdede izlemekten çok keyif alıyorum. Çünkü rollerini o kadar gerçekçi oynuyorlar ki büyülenmekten geri kalamıyorsunuz.
 

Oyunculuk dışında hobileriniz var mı? 

Oyunculuk dışında sahile yakın oturmanın avantajından faydalanıp fırsat buldukça yürüyüş yapıyorum. Bunun dışında yemek yapmayı ve yeni filmler keşfedip seyretmeyi çok seviyorum. Özellikle kış aylarında kahvemi yudumlarken film izlemek ve kitap okumaktan çok keyif alıyorum. Dışarıda yağmur yağarken özellikle de karın psikolojik olarak kendimizi iyi hissettirdiği ve huzur veren yanını değerlendirmek gerekir. Aslında bunların hepsi bir nevi terapidir. Boş vakitlerimde düşünmekte hobilerim arasında yer alıyor. Mesela, düşüncelerimde ileri dönük planlar yapmayı, hayal kurmayı ve daha iyi yerlere gelebilmek adına kendime hedefler koymayı planlıyorum.
 

İleri dönük projelerinizden bahseder misiniz, oyunculuk adına gerçekleştirmek istediğiniz en büyük hayaliniz nedir? 

Aklımda gerçekleştirmek istediğim oyunlar, projeler var ama hepsi zamanla olacak şeyler. Festival ve salon filmi çekmek istiyorum. Zamanı geldiğinde sürpriz olsun))
 

Başarılı bir oyuncu olmanın sırrını sorsam ne söylersiniz? 

Rol bekleme, ayağa kalk ve kendi işini kendin yap. Disiplinli ol, rolünü benimse, karakterinle bütünleş ve hisset.
 

Size göre rolün küçüğü ya da büyüğü var mıdır?

Acemilikte böyle bir şansınız olmuyor. Fakat belli bir kariyer seviyesine geldikten sonra daha seçici davranıyorsunuz. Henüz yolun başındayken oynadığınız her rol bir nevi eğitimdir. Oyuncuya tecrübe kazandırırken diğer yandan da dolu bir CV ye sahip olmanızı sağlar. Ne kadar çok rolde yer alırsanız, tecrübenizden dolayı seçmelerde o kadar fazla teklif alırsınız.
 

Yeni bir projede rolünüze hazırlanırken neler yaparsınız? 

Konsantre olma açısından rolüme genellikle yalnız olacağım ortamlarda hazırlanmayı tercih ediyorum. Mesela, odam benim dünyam ve ben o dünyanın içinde rolüme daha güzel hazırlanıyorum. Rolümü canlandırırken kendimi karakterin yerine koymaya özen gösteriyorum. Çünkü canlandırdığınız karakterin yerine geçtiğinizde gerçeğin kendisini hissediyor ve hissettiriyorsunuz. Tatlı heyecanla yapılan her şey çok daha güzel sonuçlanıyor. Heyecanın içinde tehlike varsa o zaman tam ters sonuçlar elde edilebiliyor. Benim sloganım, “Rolünü benimse ve yaşa!”
 

Son olarak tek kelimelik sorular sormak istiyorum? 

Tiyatro: Ruh
Yetenek: Keşif
Oyunculuk: Motivasyon
Aile: Bağlılık
İlham: Güç
Başarı: İnanç
 
Genç oyunculara her zaman için bir şans verilmesi taraftarıyım. Özellikle de sevgili konuğum başarılı oyuncu Can Kuzgun gibi ne istediğini bilen ve işine âşık oyuncu adaylarına… Can Bey’e bana ve sorularıma vakit ayırıp, verdiği samimi cevaplarından dolayı teşekkür ediyor, genç nesle örnek olacak şekilde yürüdüğü bu yolda başarılarının devamını diliyorum.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

editörün seçtikleri EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
hava durumu HAVA DURUMU
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
  • zaferözpolatmedya.com
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat