27 Mart 2018 09:08
-A +A
Hakan Kiper

YENİSİNDEN KORKMA!

Hakan Kiper/gazetehamburg

Sözlerinin sonunda yalnızlık vardı. Mecbur olduğu için değil, gerçeği bildiğinden. Mutsuz olmak istiyordu. Bütün hayatı boyunca bir ana saplanıp kalanların gölgesi yüzünden hiç eksik olamazdı. Başına iyi bir şey gelirse, bir an kendini mutlu ve huzurlu hissederse o anı sürekli hatırlayacağından korkardı. Böyle anlar hayatı yaşamayı imkânsız kılardı. 
 "Acı böyle değildi. Kanıksardın. Bir yerden sonra hissetmezdin. Sana dokunmazdı acı. Mutluluk dokunursa, huzur dokunursa kaçacak yerin kalmazdı hayatta. Acı bu yüzden, yalnızca yaşamdan korktuğundan, hayatının merkeziydi.” Yirmi birinci yüz yılın ilk çeyreğinin sonuna doğru rüzgârlı bir sahil kasabasında, kendi yalnızlık resmiyle konuşuyordu. Kafasının içinde kendini ikna etmek derdindeydi.
İyi olanları hatırlamak, kendi verdiğin kararları sorgulamak demekti. Kötü olanları hatırlamak için çabalamak gerekmezdi. Onlar zaten her daim bir nefes uzaklığındaydı. İyiyi hatırlamak gerekirdi. Pişmanlık yoksa verdiği kararlarda, başka bir hayatın mümkün olduğunu bilmek neyin acısı olurdu ki yüreğe... Hatırlamak, pişmanlık yoksa mümkündü... İnsan iyiden de pişman olur muydu?
Aslında şanslı doğanlardandı da bunu kabul etmek işine gelmezdi. Köylü kurnazlığı ile hayata tutunanlar, gerçek dostlukları, arkadaşlıkları hayatlarında pek istemez. Köylü kurnazları o kadar iyi bilirler ki zamanı gelince kazık atmayı, başlarına aynısının geleceğinden çok korkarlar. Bu yüzden onlar için kolay olan sevilmeyeceklerine, beğenilmeyeceklerine, önemsiz olduklarına inanmaktır. Şayet aksi mümkün olursa, hayata tutunmak için bildikleri tek yoldan, köylü kurnazlıklarından, vazgeçmeleri gerekir. Kendinden de kaçamaz ya insan…
Biliyorum, siz köylü kurnazlarından değilsiniz. Siz yediğiniz kazıklardan, edindiğiniz tecrübelerden, gelecek kaygısından ve daha birçok bahane yüzünden görünüşte köylü kurnazı gibi davranıyor olmakla suçlanıyorsunuz. Özünüzde iyisiniz ve başkasından gelen iyiliği acaba demeden kucaklıyorsunuz… Ardında art niyet aramadan, gülümseyerek… O… O ben değilim, demiyorsunuz hiç… Benim gibi…
Biliyorum, kimse sizi, sizin onları sevdiğiniz gibi sevemez. Anlıyorum, o kadar incindiniz ki artık bir kere daha incinmek istemiyorsunuz. Böyle bir köşede hayatın akıp gittiğinin farkındasınız ama yine de her şey başka başka şeylerin ve kişilerin kontrolünde... O kadar sizin dışınızda ki hayat, dönüp baktığınızda hatırladığınız bütün hayal kırıkları verdiğiniz kararlarla ilgili değil… Gerçekten… Öyle mi...
Yine de söylemeden duramayacağım sanırım, bu hayat sizin... Evet, incinen, dayak yemiş, bir gözü çıkmış bu hayat sizden geriye kalan. Biliyorum, siz de biliyorsunuz. Bütün yaralar iyileşir de kalp ağrısı hep iz bırakır. Kalp ağrısı fazla gerçektir... Kovmayın hayatı kapınızdan, sonunda kalp ağrısı varsa çoktan değmiştir yaşadıklarınıza... Yenisinden de korkmayın, geçmeyeninden de… Köylü kurnazlığının tek işe yaramadığı an kendinize dürüst olmayı seçtiğiniz andır. Tadını çıkarın...

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

CHP'nin başına kim gelmeli

CHP'nin başına kim gelmeli

  • Kemal Kılıçdaroğlu : 0 Oy (%0)

  • Muharrem ince : 2 Oy (%100)

Duyurular
Arşiv