Tiyatro duygular bütünüdür

Gazetehamburg’un müzisyenleri tanıtım yazısının ardından başlatmış olduğumuz tiyatro ve sinema oyuncuları tanıtım yazımızın ilk konuğu Hamburg Tiyatro, Asmin Tiyatro grubu oyuncularından Nurcan Keskin ile söyleşide bulunduk…

Hamburg 29 Nisan 2018 01:19
Tiyatro duygular bütünüdür
-A +A

Röportaj:Zafer ÖZPOLAT


Gazetehamburg’un  müzisyenleri tanıtım yazısının ardından başlatmış olduğumuz tiyatro ve sinema oyuncuları tanıtım yazımızın ilk konuğu Hamburg Tiyatro, Asmin Tiyatro grubu oyuncularından Nurcan Keskin ile söyleşide bulunduk…

 
Sizi tanıyabilir miyiz?
 
Ben köyde doğdum. Doğduğum yerde televizyon yoktu. Sadece radyo vardı. Radyodaki piyesleri dinleyerek aslında tiyatroya sıcaklık bende başladı. Radyo tiyatrolarını çok takip ederdim. Köyümüzde hemşerim Ali Rıza Binboğa “Öretmen” adlı bir film çekti. Ben de köyün güzel çocuklarındandım. Biri o zamanlar elimden tutsaydı belki başka bir türlü yerlere gelebilirdim. İşte o öğretmen filminde çocuk oyuncu olarak oynadım. İlkokulu Kayseri Sarız’a bağlı Ördekli köyünde bitirdim. Babaannemin yanında büyüdüm. Babaannem rahmetli olunca İstanbul’a taşındık. Benim ortaokulu okumam için babaannem vasiyette bulundu. Amcam da bana yardımcı oldu. Konya’da ortaokul okudum. Sonra İstanbul’a döndüm. Lise tahsilimi İstanbul’da tamamladım. Lise eğitiminden sonra tiyatroya adım attım. İçimde bir şeyler yapma duygusu vardı. Kursa verecek param yoktu. Üniversite sınavını denedim. Ama çizimle alıyorlardı sahne arkası için. Çizim bende olmadığı için yapamadım.
O zaman Mezopotamya Kültür Merkezi kurulmuştu.
1990-1994 yılları arasında burada tiyatroya başladım. 2000-2001 yıllarında Levent Kırca-Oya Başar Çadır Tiyatrosu vardı. Orada bir müzikal olacaktı. Şansımı deneyerek onlarla bir yıl oynadım.
 
Almanya’ya gelişiniz nasıl oldu? Almanya’da tiyatro oyunculuğuna nasıl başladınız?
 
Almanya’da  kuzenlerim vardı. Beni çağırdılar. Ben de yeni bir başlangıç istiyordum. İlk üç buçuk yılda dil öğrendim. Bir de çalışınca hayat benim için durdu.
2009 yılında ilk defa Hamburg’da tiyatroya gittim. Tiyatro Asmin’in “Sosyal İnek” oyununda benim en son  oynadığım “Vatan Haini İnek” versiyonuyla, o oyunla Tiyatro Asmin’le tanıştım. Tiyatro Asmin’in yöneticisi  Ferman Karayiğit’le tanıştım. Ona kendimi anlattım. Türkiye’de tiyatroda oynadığımı söyledim. Burada da oynamak istediğimi söyledim. O da kabul etti, o gün bugün Tiyatro Asmin ailesi içindeyim.
 
Neden tiyatroyu seçtiniz?
 
Tiyatro benim hep gönlümde vardı. Hani diyorlar ya tiyatronun tozunu yutan  vazgeçemez diye. Sadece o toz yutmak olayı değil, bir insanın bedenine kabul etmek, onu tekrar sunmak, bir başkası olmak, onun yerinde olmak, onun duygularını, acılarını, gençliğini, yaşlılığını yaşamak... Herhalde empati durumu. Ben kendim empati insanım, çok çabuk  duygulanan birisiyim. İnsanlara güzel duygular vermeyi seven birisiyim.
 
Hangi tiyatro oyuncularını beğeniyorsunuz?
 
Tek kişilik ‘Ben Anadolu’yum’ adlı oyun vardı. Yıldız Kenter’in kendisini çok beğeniyorum. O oyundaki duruşu ve karakteri beni çok etkilemişti. Tek kişilik oyun yazarak oynamak gibi benim de bir hedefim var.
 
Tiyatrodaki hedefiniz oyun yazarak oynamak mı yoksa başka hedefleriniz var mı?
 
Tek kişilik bir oyun yazarak oynamak hedefim. Diğer bir hedefim yaşamım boyunca hep tiyatro içinde kalmak.
 
Siz tiyatro oyuncusu mu yoksa sinema oyuncusu mu  olmak istersiniz?
 
Sahneye çıkana kadar elim ayağım titrer. Güzel bir heyecan oluşuyor.  Sinemada sahneyi tekrar etme şansın var. Ancak tiyatroda öyle bir şansın yok. Tiyatroda her şey canlıdır.
 
Tiyatroda birçok tiplemede bulundunuz. Sizi en çok hangi tipleme etkiledi?
 
Şimdiye kadar olan tiplemelerde iki karakter beni etkiledi. Bunlardan birincisi “Töre” oyunundaki ‘Zihne’ karakteri. Bu karakter, ailesi tarafından kızın biri önce yurtdışından gelen zengin birine veriliyor. O da sonra kızı bırakıyor. Yurtdışına gidiyor. Töre’ye göre kızın öldürülmesi gerekiyor. O kız rolündeki bendim. Çok etkilenmiştim. Ben o duyguyu yaşayarak ağladım.  Geçen sene oynadığımız ‘Ah ben sağ sen ochzensoll’ oyunundaki ‘Fatma’ rolü beni etkilemişti. Fatma çocuğunu kaybetmiş biriydi. Kendisini politikacı zannediyordu.
 
Tiyatro Asmin’in son oyunu ‘Vatan Haini İnek’ adlı oyundaki tiplemeniz tiyatro severler tarafından çok daha büyük ilgi gördü. Sosyal medyada konu oldu. O tiplemeniz sizi etkilemedi mi?
 
Tiyatro Asmin’in oyun yazarı Ferman Karayiğit, oyuncularını çok iyi tanıdığı için ona göre oyun yazıyor. Kime hangi karakter vereceğini iyi biliyor. Benim duygu yüklü olduğumu bildiği için, beni de tanıdığı için o karakteri bana verdi. Çok olumlu eleştiriler aldım. Ben yaşayarak oynadım. Tabii ki beni o karakter de etkiledi.
 
Tiyatrosever gençlere tavsiyelerinizi öğrenebilir miyiz?
 
Ailelere çok büyük iş düşüyor. En azından sosyal bir faaliyet olarak tiyatroyu görmeleri lazım.  Tiyatro seyircisinin çoğalmasında Tiyatro Asmin’in büyük rolü olduğunu düşünüyorum.  ‘Bileti bırak parayı sen al’ diyenlere ben çok kızıyorum. Ben onlara ‘Seyirci bekliyorum. Para değil’ diyorum. Bu tür düşünen insanların çocuklarının bir defa tiyatroya gelmelerini çok istiyorum.  “Çocuklar istiyor ama biz gitmedik” anlayışına katılmıyorum. Tiyatro ile tanışan vazgeçemez.
 
Siz kendinizi tiyatronun neresinde buluyorsunuz?
 
Bir beş altı basamak düşünsek, ben üçüncü basamağa geldiğimi düşünüyorum. Tiyatro oyuncusuyum. Tiyatroyu sevmek lazım.
 
Sizce tiyatro nedir?
 
Tiyatro bütün duyguların, insanın kendi bedeninden çıkıp başka bir bedende ortaya çıkması halidir. Her halin, her duygunun sahneye yansımasıdır. Tiyatro duygular bütünüdür.  Tiyatro insanın kendinden vazgeçmesidir. Çünkü sahnede kendin olamazsın.
 
Tiyatroda yapmak isteyip de yapamadığınız, yapamam deyip de başardım dediğiniz oldu mu?
 
Özellikle kendim yazıp kendim oynayabileceğim bir oyun... Yapmak istediğimdir.  Almanca oyunlarda yer almak da isterim. Sadece güldürmek amaçlı bir oyunda oynamak istemem. Güzel mesajlar vermek lazım.
 
Türkiye’de tiyatro sahnesi ile Almanya’daki tiyatro sahnesi arasında fark var mı?
 
Türkiye’deki sahneyi daha sıcak gördüm, seyirciyi de öyle.  Buradaki tiyatro seyircisinin bazı şeyleri anlamadığını düşünüyorum.  Türkiye’deki tiyatro seyircisinin reaksiyonu daha dolu doludur.
 
Sinema filminde rol aldınız mı?
 
Evet aldım. 2003 yılında  Keloğlan Değirmencinin kızı, harami başının evde kalmış kızını oynadım.
 
Genç tiyatroculara mesajınız nedir?
 
Herkes tiyatrocu olmak zorunda değildir.  İzleyici de olması lazım. Öncelikle tiyatro izleyicisi olsunlar. İnsanın kendine zaman ayırması aslında tiyatroyla olur. “Benim hayatım tiyatro” diyen insanların tiyatroya gitmelerini öneririm. Herkesin hayatında tiyatro sahnesine taşınacak oyunlar var. Kendi hayatından kesitleri sahnede görmek güzel oluyor. Yılmaz Erdoğan’ın filmi “Vizontele”deki bir sahnede kendi başımdan geçen bir hadiseyi yaşadım. Babaannem ile başka bir köye gitmiştik.  Sofra kuruldu. Televizyonmuş, çok büyük bir kara kutuda filmde silah sıkmaya başladılar. Benim ilk işim kafamı korumak oldu. Hepsi güldüler. Tiyatroya gelen insanların yanında getirdikleri insanlar da çok önemlidir. Nedeni ise motivasyon, birlikte sohbet etmek için son dakika golü gibi gidilmemelidir. Yarım saat önceden gidilir. Ön hazırlık yapılır. Oyun seyretmeye hazırlanılır. Sohbetler edilir. Gerçekten bu düşünce insanların “Tiyatroyu nasıl buldunuz?”la ilgili fikirlerini ciddi anlamda değiştirir.
 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

CHP'nin başına kim gelmeli

CHP'nin başına kim gelmeli

  • Kemal Kılıçdaroğlu : 1 Oy (%8)

  • Muharrem ince : 12 Oy (%92)

Duyurular
Arşiv