"Bir müzisyen taklitçi değil, kendi gibi olmalı!"

Gazetehamburg'un müzisyen tanıtımı serisinin bu haftaki konuğu Hamburglu müzisyen Poyraz Akgül, önemli açıklamalarda bulundu.

Magazin 3 Mart 2018 15:20
"Bir müzisyen taklitçi değil, kendi gibi olmalı!"
-A +A

Röportaj:  Zafer ÖZPOLAT/gazetehamburg


Gazetehamburg’un müzisyen tanıtımı serisinin bu haftaki konuğu Hamburglu müzisyen Poyraz Akgül, önemli açıklamalarda bulundu.

 
 
Poyraz Akgül kimdir? Seni tanıyabilir miyiz?
 
Poyraz Akgül 1986 yılında Hamburg’da dünyaya geldi. Babam 45 yıllık müzisyen, annem ise şair. Müzisyen bir ailenin evladı olduğum için müzikle iç içe büyüdüm. Babamın sahne programlarında yanında oldum. Müziğe yönelmemin tek sebebi babamın müzisyen olmasıdır. Benim futbolcu yanım da vardı. Futbol sevgisiyle, uzun süre yeşil sahalarda bulundum. 2009 yılında Adana Demirspor’da bir yıl oynadım. 29 yaşında futbolu bıraktım. Şu ana kadar bir albüm çıkardım. Albümüm çok ilgi gördü. Aradan 2,5 yıl geçti. Şimdiyse yeni bir albüm düşünüyorum.
 
Poyraz Akgül ne tür müzikler söylüyor? Sen kendini müziğin neresinde görüyorsun?
 
Babam Türk sanat müziği, arabesk ve Türk halk müziği eserlerini seslendirirdi. Ben biraz daha pop, Anadolu rock söylüyorum. Bir de babam bana hep “Kimseyi taklit etme, kendin ol!” derdi. “Seni dinleyen desin ki, bu Poyraz Akgül.” Her eseri kendi tarzımda söylemeye çalıştım.
 
Poyraz Akgül’ün sahnedeki farkı nedir?
 
Her müzisyenin kendine göre bir duruşu vardır. Ben eserlerimi seslendirirken, gözlerimi kapattığımda, o eserleri yaşadığım gibi karşımdaki insanın da bana bakarak bestedeki o hikâyeyi benimle beraber yaşamasını çok önemsiyorum. Babam bana “Sen şarkı, türkü söylerken karşındaki insanın tüyleri hareket etmiyorsa başarılı değilsin.” derdi. 
 
Sana göre sanatçı ile müzisyen arasında bir fark var mıdır? Bir sanatçı ya da müzisyenin duruşu nasıl olmalı?
 
Ben bir müzisyende karakter ve duruşun çok önemli olduğuna inanıyorum. Bir sanatçı, bir müzisyen olmak kolay değil. Halkın önünde eserlerini seslendiriyorsun. Onun için halka karşı da dürüst olman gerekir. Sahnede sanatçı ya da müzisyen, tavrı ve duruşu ile ve halka olan saygısı ile büyür. “Sanatçı olmazsa müzisyen olmaz. Müzisyen olmazsa sanatçı olmaz.” düşüncesindeyim.
 
İkinci albüm hazırlığı yapıyorsun. Bu albümde hangi eserlere yer vereceksin?
 
Çizgimi bozacağıma inanmıyorum. Bu kasetimde bir ya da iki tane özgün müzik ve türkü okuyacağım. Yaşamış olduklarımı yansıtmak istiyorum. Söz ve müziği bana ait olan eserlere daha çok yer vereceğim.
 
 
Poyraz Akgül müzik dünyasında neyi hedefliyor? Daha önce yapamadıkları var mıdır? Kısacası hedefin nedir?
 
İş hayatımda daha iyi yerlere gelmeyi amaçlıyorum. Müzik benim ruhumu tatmin ediyor. Müziğin, sonu olmayan bir yol olduğunu düşünüyorum. Bir müzisyenin hayali, yapmış olduğu bestelerle, yorumuyla sevenleriyle buluşmasıdır. Benim hedefim özellikle sosyal medyada yayınladığım videolarla, bir kitle hedefleyip, o kitleye sesimin ulaşmasını sağlamak. Söylediğim eserlerle o kitleyi mutlu etmek ve eserlerimi bir albümle ve kliplerle sevenlerime sunmak istiyorum.
 
Hangi müzik aletlerini çalıyorsun?
 
Ben bağlama ile başlamıştım. Babam bir gecede bana bağlama çaldırabildi. 1999 yılında annemin doğum günüydü. 14 yaşında bağlamayı elime aldım. Halil İbrahim türküsünü çalmıştım. Piyano çalıyorum ve gitar çalıyorum. Son yıllarda piyanoya daha çok ağırlık verdim.
 
Size göre bağlama nedir?
 
Önemli bağlama ustası ağabeylerim bunu daha güzel yorumlayabilir. Bağlama bana Türkiye’mi, toprağımı, insanımı anlatıyor.
 
Müzik nedir? Müziksiz yaşam bir müzisyen için ne ifade eder?
 
Ben müziksiz yaşayamam. Buradan Çin’e gitsek kendi dilleri ile müziklerini ifade ettiklerini görürüz. Afrika’ya gitsek yine aynı. Müzik insanın ruhunu tatmin eder. Çalışma ortamında bile kulağımızı müziğe kapatırsak can sıkıntısı çekeriz. Sessizlik insanı korkutur. Ben de evde gece oturduğumda sessizlikten korkabiliyorum. Müzik gerçekten ruhun gıdası.
 
Avrupa’da yaşayan genç müzisyenler, sanatçılar albüm yapıyorlar. Kendilerini yeterince tanıtamıyorlar. İyi tanıtamadıkları albümle yetinmek zorunda kalıyorlar. Neden Avrupa’da yaşayan genç müzisyenler kendilerini yeterince tanıtamıyor?
 
Almanya’da yaşayan, burada müzik yapan gençlerimizin öncelikle çok okumaları lazım. Türkçeyi çok iyi bilmeleri lazım. Şöhreti yakalayıp da alay konusu olan arkadaşlarımız var.  Türkçede zayıflıkları var. Türkçe yanlış, duygular yanlış. Türkçe çok önemli. Türkiye’de platformlar daha açık, mesela İstanbul’da, İzmir’de müzik yapan müzisyenler için çok sayıda platform var. Avrupa’da bu platformlar daha az. Kendimizi göstereceğimiz, sahne alacağımız yerler kısıtlı. Türkiye’de bir yönetmenle, ustalarla tanışmanız daha kolay oluyor. Burada yaşayan gençler sosyal medyaya ağırlık verirlerse kendilerini tanıtmış olurlar.
 
Gençlerimize Türk halk müziğini sevdirmemiz için neler yapılmalı?
 
Gençler arasında pop ve rap müzik ön plana çıkıyor. Bunu ben de gözlemliyorum. Ama ben gençlerimizin belirli bir yaştan sonra Türk halk müziğine yöneleceğine inanıyorum. Hayatında hep mutlu olmuş kişilerde halk müziği dinleme beklentisi görmeyiz. İnsanın ruhu neşeli olduğu için pop dinliyor. Hayatı yaşadıkça belli alışkanlıklarından kurtulur. Televizyon kanallarının da Türk halk müziğine daha çok yer vermesi, gençlerimizi yönlendirmesi lazım diye düşünüyorum. 
 
Poyraz Akgül’e göre aşk nedir?
 
Geçenlerde Instagram hesabımda bir şey yazmıştım: Aşk acı mıdır? Takipçilerimin %80’i evet diye yanıtlamış. Aşk konusunu sabaha kadar anlatsak bir sonuç alacağımızı düşünemiyorum.  Aşkın acı olduğuna inanıyorum. Bu acı tatlı da olabilir. Aşkı yaşarken, karşımızdaki kişiyle o anda yaşıyor bile olsak acı çekilebiliyor. Otuz yıllık evlilikler bile inişli çıkışlı olabiliyor. Aşk hem mutluluk hem de acı geliyor bana. Belki aşkı bulamadığım için karamsar bakmış olabilirim.
 
Müzikseverlere mesajınız var mı?
 
Hamburg’da müzisyen olan arkadaşlarımızla ilişkimiz çok güzel gidiyor. Güzel bir dernekleşme ve gruplaşma durumumuz var. Umarım bu devam eder. Her müzisyen arkadaşımın bu piyasada kazanmasını arzu ediyorum. Her müzisyen arkadaşımın bir dinleyicisi vardır. Herkes bildiği işi yapsın derim. Herkes yapabildiğini yapsın mesajı verebilirim.
 
Bağlama son günlerde evlere daha çok girdi. Bağlama ustası Erol Arslan bağlamanın evlere girmesinde Alevi derneklerinin etkisi olduğunu söyledi. Bağlama ustası Hüseyin Duman ise bağlamayı bir derneğe bağlamamalı dedi. Sen de bağlama çalan birisi olarak bunu nasıl değerlendiriyorsun?
 
Baktığımızda gerçekten Alevi derneklerinde bağlama ile ilgili çalışmalar, dersler daha fazla, bunu görüyorum. Alevi derneklerinde verilen bağlama kurslarında alınan verim daha fazla,
iddia ediyorum. Alevi olmayıp da bu derneklerde çok güzel bağlama çalan gençlerimiz var.  Türkiye’mize baktığımızda çokkültürlü bir yanımız var. Müzik evrenseldir. Alevi derneklerinin etkisi olduğuna inanıyorum.
 
Bağlama ustası Hüseyin Duman gazetemize verdiği röportajında müzik derslerinin derneklerden alınıp, müzik okulu çatısı altında verilmesi gerekir dedi. Bir müzisyen olarak bu açıklama için düşüncen nedir?
 
Kendisi çok değerli, saygı duyduğum bir abimdir. Çok güzel bir düşüncedir. Kendisini bu konuda destekliyorum. Müzik okulu, Hamburg’da çok büyük bir eksiklik. Herkesin bir çatı altında bir araya gelmesi müziği zenginleştirir. İnsanların bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunması insanın ufkunu açar. Hocamın bu fikrini yürekten destekliyorum. Ayrım yapılmadan herkesin müzik adına buluştuğu bir evimizin olması çok güzel bir yaklaşım.
Dernekler müzik dersi veremiyor anlamında bir yaklaşım değil. Herkesin bir çatı altında müzik adına daha çok hizmet vermesidir. Güzel bir proje, hocamı destekliyorum.
 
 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
 

Günlük Gazeteler
Oku
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Anket

Duyurular
Arşiv